Mersin, Akdeniz’in sakin dalgalarıyla bilinir ama son on gündür şehirde sular değil, adeta sinir uçları dalgalanıyor. Şöyle bir dönüp arkamıza baktığımızda; "Bu kadarı da olmaz" dediğimiz ne varsa, kısa bir takvime sığdırılmış durumda. Mersin’de artık olaylar "ayda bir" değil, "on günde bir" patlak verir hale geldi.
Siyasetin Gölgesi Restoranlara Düştü
Önce Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Özel Kalem Müdürü ile başlayan süreç, ardından bir milletvekilinin Özel Kalem Müdürü’ne cezaevine yapılan ziyaret ve Marina’daki bir restoranda yaşanan o talihsiz gerginlik... Derken, Mezitli’nin taze Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in adının karıştığı ve meydanları adeta bir "ring alanına" çeviren o görüntüler.
Vatandaşın hizmet beklediği koltukların, nezaketle anılması gereken makamların birer "güç gösterisi" sahasına dönüşmesi, bu kadim şehre ne kadar yakışıyor? Siyasetin dili sertleştikçe, bu sertlik maalesef sokaktaki huzura gölge düşürüyor.
Devletin Refleksi: "Yalnız Değiliz"
Ancak bu karmaşanın ortasında içimizi ferahlatan, "İyi ki varlar" dedirten bir gerçek var: Devletin sarsılmaz iradesi. Olaylar ne kadar büyürse büyüsün, kimliği ne olursa olsun, hukukun dışına çıkan her adıma karşı sergilenen o titiz duruş takdire şayan. Mersin’in huzurunu bozmaya yeltenen, şehri bir kaos sarmalına çekmek isteyenlere karşı;
Sayın Valimiz,
Sayın Emniyet Müdürümüz,
Sayın Cumhuriyet Başsavcılığımız
büyük bir dikkat ve kararlılıkla süreci yönetiyorlar. Emniyet güçlerimizin yerinde ve zamanında müdahaleleri olmasa, "vay halimize" dedirten o tablonun çok daha karanlık noktalara evrileceği aşikâr.
Huzur, Siyasetten Üstündür
Mersin halkı kavga değil, hizmet; gerilim değil, huzur istiyor. Siyasetçilerin kendi aralarındaki hesaplaşmaların faturası bu güzel şehrin sokaklarına kesilmemeli. Unutulmamalıdır ki; makamlar geçici, baki kalan bu sokaklardaki kardeşlik hukukudur.
Adaletin terazisini dengede tutan, emniyeti tesis eden tüm yetkililerimize bir Mersinli olarak teşekkür borçluyuz. Olaylara gösterilen bu titiz yaklaşım, Mersin’in sahipsiz olmadığını bir kez daha kanıtlamıştır.