Mersin’in kavurucu sıcağında, limon bahçelerinde ter döken çiftçinin, siftah bekleyen esnafın ve geçim derdindeki emeklinin derdi başından aşkınken; Ankara’dan şehrimize "teşrif eden" vekillerimiz arasında tuhaf bir polemik patlak verdi.
Günlerdir bir ağız dalaşıdır gidiyor: "Ben çok geldim, sen az geldin!" "Hayır, ben daha çok sokaktaydım!"
Beyler, Hanımlar; Burası Yarış Pisti Değil!
Öncelikle şunu netleştirelim: Mersin halkı sizi o koltuklara, birbirinize karşı "devamsızlık çizelgesi" tutun diye göndermedi. Seçilen bir milletvekilinin seçim bölgesine gelmesi, halkın içine karışması bir lütuf değil, asli görevdir. "Ben çok geldim" diyerek övünmek, bir fırıncının "Bugün çok ekmek çıkardım" diye övünmesine benzer. İşiniz bu! Ancak asıl mesele kaç kere geldiğiniz değil, geldiğinizde neyi çözdüğünüzdür. Sokakta yürürken kaç el sıktığınızdan ziyade, o ellerin sahibinin derdini Meclis kürsüsüne kaç kez taşıdığınız önemlidir.
Çözüm Ankara’da, Dert Mersin’de
Mersin halkı artık laf kalabalığından yoruldu. Vekillerin birbirini ağırlık ölçer gibi tarttığı bu sığ tartışmalar, halkın gerçeklerinden fersah fersah uzak. Madem "çok gelmekle" övünüyorsunuz, buyurun bu enerjinizi birleştirin:
Konteyner limanı bekliyor.
Tarım üreticisi kan ağlıyor.
Yollar, altyapı ve istihdam sorunları çözüm bekliyor.
Siz birbirinize "az geldin-çok geldin" derken, Mersin yerinde sayıyor. Halkın arasına gelip sadece fotoğraf çektirmek, aldığınız maaşın hakkını vermek anlamına gelmez. O hakkı teslim etmek; çözümle gelmekten, ortak akılla hareket etmekten geçer.
Bir "Özür" Önerisi: Maaşlar Vakfa!
Eğer gerçekten Mersinliyi düşündüğünüzü ve bu polemiklerle kırdığınız kalpleri onarmak istediğinizi iddia ediyorsanız, samimiyetinizi göstermenin yolu bellidir. Madem halkın temsilcisisiniz, bu boş tartışmaların kefareti olarak en az üç aylık maaşınızı Sosyal Yardımlaşma Vakfı’na bağışlayın. Mersin halkı ancak o zaman "Evet, vekillerimiz hatalarını anladı ve yüzlerini millete döndü" diyebilir. Aksi takdirde, bu "geldim-gittim" kavgası, tozlu siyaset raflarında bir mizah malzemesi olarak kalacaktır.
Unutmayın: Mersin halkı sizi seçtiği gibi, vakti geldiğinde o çeteleleri önünüze koymayı da bilir. Şimdi polemiği bırakın, Mersin’e bakın!
Sevgi ve saygılarımla