Biz Renkleri Mi Kaybettik?
Eskiden her şey daha canlıydı.
Evlerin perdeleri çiçek çiçekti…
Neşeyle dalgalanırdı rüzgârda.
Koltukların üstünde desenler vardı,
nevresimler rengârenk, odalar sanki bir bahar sabahı gibi kokardı.
Arabalar bile daha cesurdu.
Kırmızıydı, maviydi, sarıydı…
Sanki herkes hayata “ben buradayım” diyordu.
İnsanların kıyafetleri de öyleydi.
Birinin üstünde turuncu bir kazak görürdün,
birinin çantasında mor bir detay…
Hayatın içinde küçük mutluluklar vardı.
Şimdi…
Şimdi her şey gri.
Evler ev değil, sanki bekleme salonu.
Salonlar salon değil, ofis gibi.
Duvarlar beyaz, mobilyalar siyah, ruhlar yorgun.
Resmi daireler zaten soğuktu…
Ama artık özel şirketler de aynı.
Kafeler bile aynı.
Her yer aynı renksizlikte.
Sanki dünya bir filtreden geçiyor
ve bütün renkler yavaş yavaş çekiliyor içinden.
Ben bazen düşünüyorum…
Biz renkleri mi kaybettik,
yoksa renkler mi bizden kaçtı?
Belki de insanlar artık fazla hissetmek istemiyor.
Çünkü renk demek duygu demek.
Renk demek hayat demek.
Renk demek umut demek.
Gri ise güvenli.
Gri, hiçbir şey hissettirmiyor.
Ne sevinç, ne hüzün…
Sadece “idare eder” bir boşluk.
Ama insan idare etmek için mi yaşar?
Ben eski çiçekli perdeleri özlüyorum.
Eski desenli nevresimleri…
Evlerin “yuva” gibi koktuğu zamanları…
Çünkü o renkler sadece kumaş değildi.
O renkler, insanların içindeki yaşam isteğiydi.
Şimdi herkes sadeleştiğini sanıyor,
ama belki de sadece soluyoruz.
Ve belki…
Bir gün tekrar hatırlayacağız:
Hayat griye sığmaz.
Hayat, rengini geri ister.
Biz Renkleri Mi Kaybettik?
Nurhayat Volkan
Yorumlar
Trend Haberler
Oktay Demir | Genç Girişimci Kimliğiyle İnşaat Sektöründe Güven Veren İsim
Soohouse Coffee’de Yeni Dönem: CEO’luk Görevine Fatih Düzgün Getirildi
Celil Kaplanoğlu’ndan Net ve Kararlı Duruş: İddialara Açıklık Getirdi
Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer ile Aşk, Özlem ve İnsan Ruhunun Derinlikleri Üzerine
Fatih Gürlek: Dijital Dünyada Markalara Yön Veren Güçlü Bir İsim
İbrahim Uğur: Genç Yaşına Rağmen Oyunculukta Güçlü Bir Duruş