5 Dakikalık Çorba Krizi - Açken Yapılan En Mantıklı Hamle
Bazı günler var, insan eve geliyor, üstünü bile değiştirmeden “ben bir şeyler yemem lazım” diye mutfağa dalıyor. Ne uzun tariflere bakacak hâl var, ne de saatlerce tencerede bir şey karıştıracak sabır. İşte tam o anlarda şipşak 5 dakika çorbası sahneye çıkıyor.
Açlık Bastırınca - İlk Akla Gelen Tarif
Daha önce de olmuştur. Saat geç, market kapalı, dolapta doğru düzgün bir şey yok. Bir ekmek, biraz salça, biraz un… “Bundan ne olur ki” derken ortaya mis gibi bir çorba çıkar. Sonra insan kendi kendine şaşırır, “Ben bunu niye daha önce yapmamışım?” diye.
Az Malzemeyle Büyük İş - Mutfakta Sihir Gibi
Genelde Evde Olanlar
- Tereyağı
- Zeytinyağı
- Un
- Salça
- Baharatlar
Bu malzemeler çoğu evde zaten var. Yoksa da komşuya mesaj atılır, “bir kaşık salça var mı” diye sorulur, klasik yani.
Tencerede Olan Bitene Dikkat - Küçük Hatalar Büyük Fark Yaratır
Önce yağlar erir, un girer, hafif kokusu çıkınca salça eklenir. O an mutfak bir anda güzel kokar. Soğuk suyu dökerken bazen topak olur, moral bozulur ama karıştırınca düzelir. Panik yapmaya gerek yok.
Ufak ama önemli detay: Unu yakarsan çorba küser gibi olur, tadı bozulur.
Kendi Tadını Yarat - Herkesin Çorbası Başka
Kimi acıyı sever, pul biberi bol koyar. Kimi naneli yapar. Kimi suyu biraz fazla koyar, daha sulu içer. Yani bu tarif herkesin elinde biraz değişir. Zaten güzel tarafı da bu.
Evde En Çok Yapılan Dokunuşlar
- Biraz fazla nane
- Ekstra pul biber
- Yanına kızarmış ekmek
Servis Anı - “Bir Kase Daha” Tuzağı
İlk kase biter, sonra genelde bir sessizlik olur. Ardından şu cümle gelir: “Biraz daha koyayım ya.” Yanına ekmek varsa olay tamamdır. Bazen akşam yemeği yerine bile geçer, kimse şikâyet etmez.
Şipşak 5 dakika çorbası, sadece bir tarif değil. Açken, yorgunken, canın hiçbir şey yapmak istemezken ortaya çıkan küçük bir kurtarıcı gibi. Yapılır, içilir, insan kendine gelir.





