İSTANBUL – Bayrampaşa’nın dar sokaklarında bir zamanlar ismi fısıltıyla anılan, “kumarhane kralı” lakabıyla bilinen Muzaffer Balaman, şimdilerde elinde okyanus mavisi bir demlikle bambaşka bir hayatın demini tutuyor. Bir zamanların lüks arabaları ve yüksek bahisli masaları, yerini ahşap taburelere ve 20 dakikada bir tazelenen tavşan kanı çaylara bırakmış durumda.
Yıllarca İstanbul’un yeraltı dünyasının uğrak noktalarından biri olan işletmesini kapatma kararı alan Balaman, bu keskin dönüşü tek bir cümleyle özetliyor: “Hayat en büyük kumardır ve ben o masadan vaktinde kalkmayı bildim.” Bayrampaşa merkezde açtığı küçük çay ocağında görüştüğümüz Balaman, eski günlerin ışıltılı ama tekinsiz atmosferinden eser kalmadığını belirtiyor. Artık sabah ezanıyla dükkanını açıyor, esnafa “hayırlı işler” diliyor.

“Eskiden masalarda servetler dönerdi, kimsenin yüzü gerçekten gülmezdi. Şimdi ise bir bardak çay veriyorum, bir ‘Allah razı olsun’ duyuyorum. Meğer asıl kazanç buymuş.” diyen Balaman’ın bu radikal değişimi mahalle sakinleri tarafından da takdirle karşılanıyor. Mahalle esnafı, Muzaffer Bey’in artık semtin sevilen bir “abisi” haline geldiğini söylüyor.
Eski hayatında gece mesaisi, gürültü, risk ve belirsizlik hâkimken; yeni hayatında sabah bereketi, mahalle kültürü, huzur ve demli çay ön planda. Balaman’ın hikâyesi, sadece bir meslek değişimi değil, aynı zamanda derin bir vicdan muhasebesi olarak okunuyor. Yeşil çuha masaları hurdacıya giderken, Bayrampaşa’daki bu küçük çay ocağı artık kazanmanın değil, huzurun adresi oluyor.





