Vatandaşın Telefonuna Dönmeyen Teşkilat.

Abone Ol

Reis’in Gölgesinde Kibir Siyaseti !!!
AK Parti Mersin teşkilatında son dönemde bazı yöneticilerin takındığı tavırlar, hem tabanda hem de sokaktaki vatandaştan ciddi tepki çekiyor. Kendini partinin ve davanın üzerinde gören, adeta "küçük dağları ben yarattım" edasıyla hareket eden bazı isimlerin bu vurdumduymazlığı, siyasetin en büyük düşmanı olan kibri yeniden gündeme getirdi.
Mersin sokaklarında, çarşıda, pazarda vatandaşın derdini dinlediğinizde en çok duyduğunuz şikayetlerin başında geliyor: "Telefonlarımıza çıkmıyorlar, randevu vermiyorlar, yüzümüze bakmıyorlar..." Peki, milletin oylarıyla, davanın rüzgarıyla o koltuklara oturan bu yöneticilerdeki afra tafra kime? Sanki kendileri olmasa koskoca bir siyasi hareket ayakta kalamayacakmış gibi bir yanılgı içindeler.
"Reis Olmasa Kaçınızın Adı Bilinecekti?"
Oysa bu şehirde yaşayan, siyaseti yakından takip eden herkes şu yalın gerçeği çok iyi biliyor: Bugün o koltuklarda oturanların sahip oldukları siyasi konum da, kazandıkları tanınırlık da, çevrelerine kurdukları o nüfuz alanı da kendi kerametleri değildir. Hepsi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine ve bu davanın yarattığı büyük dalgaya borçludur.
Şimdi o yüksek perdeden konuşan, vatandaşa tepeden bakan isimlere açıkça sormak gerekiyor:
Arkalarındaki o devasa liderlik olmasa, bu şehirde kaçının adı kamuoyunda bilinecekti? Kaç kişi kapılarını çalacaktı?
Makamlar Gelip Geçer, Kibir Baki Kalmaz!
Siyaset tarihinin en önemli dersidir: Hiç kimse partiden, davadan ve hepsinden önemlisi millete hizmet sözünden daha büyük değildir. Bugün altınızda bulunan o ceylan derisi koltuklar, makam araçları ve bürokratik güçler gelip geçicidir. Geriye kalan tek şey, vatandaşa gösterilen samimiyet ve geride bırakılan hoş bir sadadır.
Mersin teşkilatındaki bu "vatandaşa kulak tıkama" hastalığı ve giderek büyüyen kibir kuleleri, partinin davasına ve liderine yapılabilecek en büyük kötülüktür. Unutulmamalıdır ki; halktan kopan, telefonunu vatandaşa kapatan teşkilatların sonu, siyaset sahnesinin tozlu raflarında unutulup gitmektir.
Mersin kamuoyu şimdi şu sorunun yanıtını bekliyor: Milletin sesine ne zaman döneceksiniz?