<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika 24</title>
    <link>https://www.sondakika-24.com</link>
    <description>Sondakika-24.com Mersin'den Türkiye ve Dünya'ya Açılan  Gündemde yaşanan gelişmeleri Objektif ve tarafsız habercilik anlayışı ile yansıtan otoriter haber sitesidir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.sondakika-24.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Sondakika-24.com da Yayınlanan Haber içerikleri Kopyalanamaz ve Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Jul 2026 18:23:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcağına Karşı Hayat Kurtaran Uyarı - Sağlık Bakanlığı Bu Hataları Yapmayın Dedi]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/yaz-sicagina-karsi-hayat-kurtaran-uyari-saglik-bakanligi-bu-hatalari-yapmayin-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/yaz-sicagina-karsi-hayat-kurtaran-uyari-saglik-bakanligi-bu-hatalari-yapmayin-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak hava etkisini artırırken Sağlık Bakanlığı su tüketimi, beslenme ve sıcak çarpmasına karşı peş peşe uyarılar yayımladı. İşte dikkat edilmesi gerekenler. Devamı haberde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Yaz Sıcağı Sandığınızdan Daha Tehlikeli - Sağlık Bakanlığı Hayat Kurtaran Tavsiyeleri Paylaştı</h1>

<p>Yaz mevsimi keyifli olduğu kadar dikkat de istiyor. Sıcaklık ve nem yükseldikçe vücut daha fazla yoruluyor, fark edilmeden <strong>sıvı ve mineral kaybı</strong> yaşanabiliyor. Sağlık Bakanlığı, özellikle son günlerde etkisini artıran sıcak hava nedeniyle vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Gün içinde yapılacak birkaç basit değişiklik bile sağlık sorunlarının önüne geçebiliyor.</p>

<h2>Susamayı Beklerseniz Geç Kalabilirsiniz</h2>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında en sık yapılan hatanın susamayı beklemek olduğunu söylüyor. Oysa vücut su kaybetmeye çok daha erken başlıyor. Ortalama bir yetişkinin günde <strong>2,5 ila 3 litre su</strong> tüketmesi öneriliyor. Çocuklar, 65 yaş üzerindekiler, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanlar sıcak havadan çok daha fazla etkileniyor. Geçtiğimiz yaz yaşanan sıcak hava dalgalarında hastanelere yapılan başvuruların önemli bir kısmı da sıvı kaybıyla ilişkiliydi.</p>

<h2>Her İçecek Aynı Etkiyi Göstermiyor</h2>

<p>Su ihtiyacını sadece çay, kahve ya da gazlı içeceklerle karşılamaya çalışmak yeterli olmuyor. <strong>Ayran</strong>, yarım yağlı süt ve taze meyve suları daha doğru tercihler arasında gösteriliyor. Spor yapan kişilerin de egzersiz sırasında kaybettikleri sıvıyı mutlaka yerine koyması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sofrada Hafif Tercihler Öne Çıkıyor</h2>

<p>Yaz aylarında ağır yemekler yerine sebze ağırlıklı beslenmek, meyve tüketimini artırmak ve tam tahıllı ürünlere yönelmek tavsiye ediliyor. <strong>Kızartmalar</strong>, yağlı yiyecekler ve hamur işleri yerine haşlama, ızgara veya kendi suyunda pişirilen yemekler daha iyi bir seçenek oluyor. Tatlı ihtiyacında ise sütlü ve meyveli tatlılar ya da ölçülü şekilde tüketilen dondurma öne çıkıyor.</p>

<h3>Açıkta Satılan Gıdalar Risk Oluşturabiliyor</h3>

<p>Yüksek sıcaklıklar sadece insanı değil, gıdaları da etkiliyor. Açıkta bekleyen et, süt, balık ve yumurta gibi ürünler kısa sürede bozulabiliyor. <strong>Besin zehirlenmeleri</strong> yaz aylarında daha sık görülüyor. Bu yüzden açıkta satılan yiyeceklerden uzak durmak, hijyen kurallarına dikkat etmek ve yiyecekleri uygun koşullarda saklamak büyük önem taşıyor. Açık renkli kıyafetler tercih etmek, mümkün olduğunca gölgede kalmak ve sıcak çarpması belirtilerinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak da alınabilecek en basit ama etkili önlemler arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/yaz-sicagina-karsi-hayat-kurtaran-uyari-saglik-bakanligi-bu-hatalari-yapmayin-dedi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/03/goruntu-254.jpeg" type="image/jpeg" length="25447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yatağını Toplamayanlar Dikkat - Psikologların Açıkladığı Gerçek Herkesi Şaşırttı]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/yatagini-toplamayanlar-dikkat-psikologlarin-acikladigi-gercek-herkesi-sasirtti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/yatagini-toplamayanlar-dikkat-psikologlarin-acikladigi-gercek-herkesi-sasirtti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah yatağını dağınık bırakmak sanıldığı gibi tembellik anlamına gelmeyebilir. Uzmanlar bu alışkanlığın arkasındaki psikolojik nedenleri tek tek sıraladı. Detaylar haberde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Yatağını Dağınık Bırakanlar Şaşırtıyor - Psikologlardan Ezber Bozan Değerlendirme</h1>

<p>Sabah kalkınca yatağı hemen toplamak çoğu evde alışkanlık haline gelmiş durumda. Hatta yıllardır bunun disiplinli ve düzenli insanların ortak özelliği olduğu söylenir. Ama işin diğer tarafında yatağını toplamadan evden çıkan milyonlarca kişi var. Uzmanlara göre bu davranış her zaman tembellik anlamına gelmiyor. Bazen kişinin <strong>zihinsel yapısı</strong>, öncelikleri ve hayata bakış açısıyla ilgili farklı ipuçları verebiliyor.</p>

<h2>Herkes Aynı Sabah Rutinini Benimsemiyor</h2>

<p>Psikoloji alanında yapılan değerlendirmeler, bazı insanların sabah saatlerini ev işleri yerine daha verimli gördükleri alanlara ayırmayı tercih ettiğini ortaya koyuyor. Kimi güne spor yaparak başlıyor, kimi bilgisayarını açıp çalışıyor, kimi de sessizce kahvesini içerek planlarını gözden geçiriyor. Daha önce yaratıcılık üzerine yapılan bazı araştırmalarda da katı kurallardan uzak duran bireylerin yeni fikirlere daha açık olabildiği ifade edilmişti.</p>

<h2>Önceliklerini Kendileri Belirliyor</h2>

<p><strong>Psikologlar</strong>, yatağını toplamayan bazı kişilerin toplumsal alışkanlıklardan çok kendi önceliklerine göre hareket ettiğini belirtiyor. Günün ilk dakikalarını mekanik işlere ayırmak yerine enerjilerini üretken olacakları alanlara yönlendirmeyi seçebiliyorlar. Bu yaklaşım, <strong>zihinsel esneklik</strong> ve bağımsız karar alma isteğiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<h2>Yaratıcılıkla Bağlantı Kuruluyor</h2>

<p>Uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta ise doğaçlama becerisi. Günlük planlarını katı kurallarla değil, anlık gelişmelere göre şekillendiren kişiler değişen koşullara daha hızlı uyum sağlayabiliyor. Bu yüzden yatağı toplama alışkanlığı tek başına düzenli ya da düzensiz olmanın ölçüsü olarak kabul edilmiyor.</p>

<h2>Her Dağınıklık Aynı Sebepten Kaynaklanmıyor</h2>

<p>Davranış bilimciler önemli bir uyarı da yapıyor. Eğer dağınıklık yalnızca yatakla sınırlı kalmıyor, günlük yaşamın tamamına yayılıyorsa farklı nedenler araştırılmalı. <strong>Yoğun stres</strong>, kronik yorgunluk, tükenmişlik hissi veya depresif dönemler günlük sorumlulukların sürekli ertelenmesine yol açabiliyor. Bu nedenle tek bir alışkanlığa bakarak kişilik analizi yapmak doğru görülmüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Tek Bir Davranış Her Şeyi Anlatmaz</h3>

<p>Sabah yatağı toplamak da toplamamak da tek başına karakteri tanımlamıyor. Bu davranış bazen tamamen zaman yönetimiyle, bazen yaşam tarzıyla, bazen de kişinin o günkü ruh haliyle bağlantılı olabiliyor. Uzmanlar, bir insanı değerlendirirken tek bir alışkanlık yerine genel yaşam düzenine bakmanın çok daha sağlıklı olduğunu vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/yatagini-toplamayanlar-dikkat-psikologlarin-acikladigi-gercek-herkesi-sasirtti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/09/goruntu-82.jpeg" type="image/jpeg" length="62780"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvaltıdaki Peynir Sıralaması Değişti - Lor Zirvede, İşlenmiş Ürünler Dipte]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/kahvaltidaki-peynir-siralamasi-degisti-lor-zirvede-islenmis-urunler-dipte</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/kahvaltidaki-peynir-siralamasi-degisti-lor-zirvede-islenmis-urunler-dipte" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Keskin, en çok tüketilen peynirleri kalp sağlığı açısından puanladı. Lor peyniri en yüksek notu alırken işlenmiş peynirler listenin sonuna düştü. Yağ ve tuz oranı belirleyici oldu. Devamı haberde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Peynir Listesi Karıştı - Lor Zirvede, İşlenmiş Ürünler En Alta Düştü</h1>

<p>Kahvaltı masasında peynir deyince olay basit sanılıyor ama iş kalp tarafına girince tablo biraz değişiyor. Her gün yenen şey, bazen uzun vadede başka bir yere bağlanıyor.</p>

<h2>Kalp sağlığına göre peynir hesabı</h2>

<p>Kardiyoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Muhammed Keskin</strong> peynirleri tek tek ele almış. Bakılan şey net: <strong>yağ oranı</strong>, <strong>tuz miktarı</strong>, biraz da fermente yapısı. Basit gibi ama listeyi ciddi değiştiriyor.</p>

<h2>Lor peyniri açık ara önde</h2>

<p><strong>Lor peyniri</strong> 10 üzerinden tam puan almış. Düşük yağ, yüksek protein. Spor yapanların yıllardır seçmesi boşuna değil gibi duruyor. Kahvaltıda “risksiz seçenek” diye öne çıkmış.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Mozzarella ve süzme peynir dengede</h2>

<p><strong>Mozzarella</strong> 9 puan, <strong>süzme peynir</strong> 8,5, <strong>labne</strong> 8. Tam yasak değil ama ölçü meselesi. Bir ara “fit kahvaltı” trendinde bu üçlü baya popülerdi zaten.</p>

<h2>Ezine ve kaşar orta gruba düştü</h2>

<p><strong>Ezine peyniri</strong>, <strong>kaşar</strong>, <strong>tulum</strong> orta seviyede. Tat güçlü ama tuz ve yağ oranı işi biraz aşağı çekiyor. Eskiden sofranın ana karakterleriydi aslında.</p>

<h2>İşlenmiş peynirler en alt sırada</h2>

<p><strong>Üçgen peynir</strong> ve <strong>tost peyniri</strong> listenin en altında. Sert yorumlar var, “tüketmeyiniz” seviyesine kadar inmiş. Ambalaj uyarısı bile yapılmış.</p>

<p>Genel tablo sade aslında: doğal olan yukarıda, işlenmiş olan aşağıda. Ama kahvaltı alışkanlığı öyle kolay değişmiyor, o biraz ayrı hikaye.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/kahvaltidaki-peynir-siralamasi-degisti-lor-zirvede-islenmis-urunler-dipte</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/06/goruntu-47.jpeg" type="image/jpeg" length="78228"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi Akademisyenlerinden Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER ile Suçun Görünmeyen Yüzü Üzerine Öze]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/15-kasim-kibris-universitesi-akademisyenlerinden-prof-dr-kursat-sahin-yildirimer-ile-sucun-gorunmeyen-yuzu-uzerine-oze</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/15-kasim-kibris-universitesi-akademisyenlerinden-prof-dr-kursat-sahin-yildirimer-ile-sucun-gorunmeyen-yuzu-uzerine-oze" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi Akademisyenlerinden Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER ile Suçun Görünmeyen Yüzü Üzerine Özel Röportaj</strong></p>

<p>Haber Merkezi</p>

<p>“Suçlu Doğulmaz; Suça Giden Yol Öğrenilir”</p>

<p>Toplumları ayakta tutan en önemli unsur yalnızca hukuk değildir; aynı zamanda güçlü aile yapısı, sağlıklı sosyal ilişkiler ve çocukluk döneminde kazanılan değerlerdir. Bu gerçeği yıllardır akademik çalışmalarıyla ortaya koyan, psikoloji, sosyoloji ve suç davranışı üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çeken 15 Kasım Kıbrıs Üniversitesi Akademisyenlerinden Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER, suçun yalnızca adli boyutuyla değil, psikolojik ve sosyolojik kökenleriyle de ele alınması gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Aile yapısı, suç davranışı, toplumsal değişim ve insan psikolojisi üzerine kaleme aldığı “Aile Yapısı ve Suç İlişkisi”, “Suç ve Suçluluk” ile “Toplum mu Suçlu, Dünya mı Değişti?” adlı eserleriyle akademik çevrelerde ilgi gören Prof. Dr. YILDIRIMER, ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalarıyla da suç olgusuna disiplinlerarası bir bakış sunmaktadır.</p>

<p>Günümüzde aile içi iletişim, çocukluk yaşantıları ve ruh sağlığı üzerine yapılan değerlendirmeler yalnızca akademik çevreler için değil; <a href="https://ayaktangelensaglik.com/" rel="nofollow">izmir aile terapisi</a> arayışında olan bireyler ve aileler için de önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Çünkü suç davranışını anlamak, aynı zamanda aile sistemini, sosyal çevreyi ve bireyin psikolojik ihtiyaçlarını birlikte değerlendirmeyi gerektirir.</p>

<p>Kendisiyle, toplumun en önemli sorunlarından biri olan suç davranışının kökenlerini konuştuk.</p>

<p>Hocam, toplum bir suç işlendiğinde ilk olarak cezayı konuşuyor. Siz ise hep suçun kaynağına bakılması gerektiğini söylüyorsunuz. Neden?</p>

<p>Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER: Toplumlar suç işlendiğinde doğal olarak adaletin yerini bulmasını ister. Bu son derece haklı bir beklentidir. Ancak bilim, olayın yalnızca sonucuna değil, başlangıcına da odaklanır.</p>

<p>Ben her zaman şu cümleyi kuruyorum: “Toplumlar suçluları mahkemelerde yargılar; bilim ise onları çocukluklarında anlamaya çalışır.” Çünkü hiçbir mahkeme dosyası aslında o gün başlamaz. Her suçun arkasında çoğu zaman yıllar süren psikolojik, ailesel ve toplumsal bir süreç bulunur.</p>

<p>Yani suç tek bir gecede ortaya çıkmıyor mu?</p>

<p>Kesinlikle hayır. Suç çoğu zaman ani bir karar değildir. İhmal, sevgisizlik, şiddet, duygusal reddedilme, kimlik karmaşası, sürekli aşağılanma ve çözülemeyen aile çatışmaları bazen yıllarca birikir ve bireyin davranış dünyasını şekillendirir. Mahkeme yalnızca son sayfayı görür. Bilim ise kitabın tamamını okumaya çalışır.</p>

<p>Ailenin rolü gerçekten bu kadar belirleyici mi?</p>

<p>Aile, çocuğun ilk okuludur. İnsan dünyaya yalnızca biyolojik özellikleriyle gelir. Vicdanı, empatiyi, öfkesini yönetmeyi, sorumluluk almayı, iletişimi ve adaleti ilk kez ailesinde öğrenir. Bu nedenle <a href="https://ayaktangelensaglik.com/" rel="nofollow">izmir terapist</a> arayışında olan ailelerin yalnızca görünen davranış sorununa değil; iletişim biçimlerine, aile içi rollere, bağlanma örüntülerine ve çocuğun kendini güvende hissedip hissetmediğine de dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>İngiliz psikiyatrist John Bowlby, güvenli bağlanmanın bireyin psikolojik gelişiminin temelini oluşturduğunu ortaya koymuştur. Kanadalı-Amerikalı psikolog Albert Bandura ise çok önemli bir gerçeği bize hatırlatır: “Çocuklar söyleneni değil, yaşanılanı öğrenir.” Evde saygı varsa saygıyı öğrenir; şiddet varsa şiddeti, adalet varsa adaleti, yalan varsa onu da öğrenir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yani suç öğrenilen bir davranış mıdır?</p>

<p>Her suç öğrenilmiş değildir. Ancak birçok davranış öğrenilebilir. Bunun yanında biyolojik yatkınlıklar, kişilik özellikleri, sosyal çevre, eğitim, ekonomik koşullar ve yaşam deneyimleri de süreci etkiler. Modern kriminoloji bugün tek bir neden aramıyor; risk faktörlerini değerlendiriyor.</p>

<p>Aile terapisi alanındaki kuramlar bunu nasıl açıklıyor?</p>

<p>Murray Bowen, aile içindeki çözülmemiş kaygıların kuşaktan kuşağa aktarılabileceğini söyler. Salvador Minuchin, aile içindeki rollerin ve sınırların bozulmasının çocuk gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurgular. Urie Bronfenbrenner ise çocuğun gelişimini aile, okul, arkadaş çevresi ve toplumun birlikte şekillendirdiğini anlatır. Aslında bütün bu kuramların ortak noktası şudur: çocuk ilk aynasını ailesinde bulur.</p>

<p>Peki sosyoloji bu konuya nasıl bakıyor?</p>

<p>Sosyoloji de benzer şekilde değerlendiriyor. Émile Durkheim, toplumsal normların zayıflamasını “anomi” kavramıyla açıklar. Pierre Bourdieu ise ailelerin çocuklarına yalnızca ekonomik değil, kültürel ve sosyal miras da bıraktığını ifade eder. Yani çocuk yalnızca genlerini değil; iletişim biçimini, sorun çözme yöntemini, değerlerini ve hayata bakışını da ailesinden öğrenebilir.</p>

<p>O zaman aile suçun tek sebebi midir?</p>

<p>Hayır. Bilim böyle bir şey söylemez. Her parçalanmış aileden suçlu çıkmaz, her yoksulluk yaşayan çocuk suça yönelmez, her travma yaşayan birey suç işlemez. Aynı şekilde dışarıdan çok sağlıklı görünen her aile de gerçekten sağlıklı olmayabilir. Bu noktada profesyonel destek planlanırken <a href="https://ayaktangelensaglik.com/" rel="nofollow">izmir psikolog fiyatları</a> kadar uzmanın çalışma alanı, etik ilkeleri, danışanın ihtiyacına uygunluğu ve sürecin bilimsel temellere dayanması da dikkate alınmalıdır. Ruh sağlığı desteği yalnızca ekonomik bir tercih değil; doğru uzmanlık, güven ilişkisi ve sürdürülebilir takip gerektiren kapsamlı bir süreçtir.</p>

<p>Bilim bize nedenleri değil; riskleri, koruyucu faktörleri ve önleyici mekanizmaları gösterir.</p>

<p>Toplum suçla nasıl mücadele etmeli?</p>

<p>Elbette hukuk vazgeçilmezdir. Ancak hukuk suç gerçekleştikten sonra devreye girer. Psikoloji ve sosyoloji ise suç daha oluşmadan önce devreye girmeye çalışır. Bu nedenle aile danışmanlığı, ebeveyn eğitimleri, okullarda ruh sağlığı programları, erken çocukluk destek hizmetleri ve koruyucu sosyal politikalar aslında en güçlü suç önleme yatırımlarıdır.</p>

<p>Çünkü güvenli toplumlar yalnızca daha fazla polisle değil; daha fazla güvenle, daha fazla empatiyle ve daha güçlü ailelerle kurulur. Özellikle <a href="https://ayaktangelensaglik.com/" rel="nofollow">izmirde psikolog önerisi</a> araştıran kişilerin yalnızca yorumlara veya kısa süreli yönlendirmelere değil; uzmanın yetkinliğine, danışanın ihtiyacına uygun çalışma biçimine ve güven veren profesyonel iletişime odaklanması önemlidir. Aile, çocuk ve yetişkin ruh sağlığı alanlarında erken destek almak, sorunlar derinleşmeden koruyucu bir işlev görebilir.</p>

<p>Röportajın sonunda Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER, suç olgusunu tek bir cümlede özetleyen dikkat çekici değerlendirmesini paylaşıyor: “Belki de bir çocuğa bırakılabilecek en büyük miras; servet değil, güven duygusudur. Çünkü suçun ilk izleri çoğu zaman olay yerinde değil, çocukluğun sessizliğinde saklıdır.”</p>

<p>Bu yaklaşım, suçun yalnızca hukuki bir mesele olmadığını; aynı zamanda psikolojinin, sosyolojinin, eğitimin ve aile kurumunun ortak çalışma alanı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kürşat Şahin YILDIRIMER’in yıllardır sürdürdüğü akademik çalışmaları, aile yapısı, suç davranışı ve toplumsal dönüşüm üzerine geliştirdiği bilimsel perspektif, suçla mücadelenin yalnızca cezalandırmaya değil, önleyici sosyal politikalara ve sağlıklı nesiller yetiştirmeye odaklanması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Röportaj boyunca dile getirdiği en çarpıcı ifade ise belki de tüm söyleşinin özeti niteliğinde: “Toplumlar suçluları mahkemelerde yargılar; bilim ise onları çocukluklarında anlamaya çalışır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/15-kasim-kibris-universitesi-akademisyenlerinden-prof-dr-kursat-sahin-yildirimer-ile-sucun-gorunmeyen-yuzu-uzerine-oze</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-03-at-113423.jpeg" type="image/jpeg" length="90304"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mükemmeliyetçilik Tuzağı: "Kusursuz" Olmaktan Vazgeçip "Huzurlu" Olmayı Seçmek]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/mukemmeliyetcilik-tuzagi-kusursuz-olmaktan-vazgecip-huzurlu-olmayi-secmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/mukemmeliyetcilik-tuzagi-kusursuz-olmaktan-vazgecip-huzurlu-olmayi-secmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1></h1>

<p>Günlük koşturmaca içinde pek çok kişi yaptığı işlerde, ilişkilerinde ya da dışarıdan görünen halinde "en iyisi" olmak için çabalıyor. Sosyal medyanın da etkisiyle hayatlar adeta bir vitrin haline gelirken, bireyler hata yapma lükslerini ellerinden alıp kendilerine karşı amansız birer eleştirmen kesiliyorlar. Oysa mükemmeliyetçilik, dışarıdan bakıldığında bir başarı arzusu gibi görünse de içeriden bakıldığında insanın kendi enerjisini tükettiği görünmez bir kafes olarak öne çıkıyor.</p>

<h2>Kusursuzluk Arayışının Görünmeyen Bedeli</h2>

<p>Mükemmeliyetçi yapıya sahip bireyler, enerjilerinin çok büyük bir kısmını olası hataları engellemeye harcıyorlar. Bir işe başlamak, o işin sonucunda eleştirilme korkusuyla ertelenebiliyor. Uzmanlar, psikolojide erteleme (procrastination) davranışının temelinde genellikle tembellik değil, "ya mükemmel yapamazsam?" kaygısının yattığını belirtiyor.</p>

<p>Bu durum, bireylerin bilişsel kaynaklarını tüketiyor. Sürekli her detayın kusursuz olmasını beklemek, zihinsel olarak sürekli alarmda olmak anlamına geliyor. Beden ve zihin bu yoğun baskıyı taşıyamadığında ise bir süre sonra tükenmişlik (burnout) hissi kapıyı çalıyor. Mükemmel olanı ararken, iyi olanı yaşama şansı kaçırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Yeterince İyi" Olmanın Özgürlüğü</h2>

<p>Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmanın standartları düşürmek anlamına gelmediğini ifade eden uzmanlar, bunun standartları gerçekçi bir zemine oturtmak olduğunu vurguluyor. Donald Winnicott’un ortaya koyduğu "yeterince iyi" (good enough) kavramı, hayatın her alanında derin bir nefes alma alanı sağlıyor.</p>

<p>·       <strong>Hataların Birer Veri Olduğunu Kabul Etmek:</strong> Hata yapmak, eksik olunduğu anlamına gelmiyor; öğrenme sürecinin doğal bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>·       <strong>Süreç Odaklı Olmak:</strong> Sonuca odaklanıp kendini hırpalamak yerine, o an o işi yaparken harcanan emeğe değer vermek gerekiyor.</p>

<p>·       <strong>Öz-Şefkat Geliştirmek:</strong> Kişinin kendisine en yakın arkadaşına konuştuğu şefkatle yaklaşmayı öğrenmesi önem taşıyor.</p>

<h2>Profesyonel Destek ile İçsel Engelleri Aşmak</h2>

<p>Kendi kendine konulan bu katı kuralları kırmak her zaman kolay olmayabiliyor. Bazen çocukluktan gelen onaylanma arzusu, bazen de başarısızlık korkusu bu döngüyü besliyor. Bir uzman eşliğinde yürütülen terapi süreçleri, bu katı düşünce kalıplarını esnetmek için güvenli bir alan yaratıyor.</p>

<p><strong><a href="https://norapsikoloji.com/" rel="dofollow" target="_blank">Nora Psikoloji</a></strong>, bireyin kendi içsel eleştirmeniyle yüzleşmesi ve kendine daha şefkatli bir alan açması adına bilimsel etik ilkeler çerçevesinde profesyonel bir zemin sunuyor. İzmir’de en çok tavsiye edilen psikologlarla hizmet veren Nora Psikoloj, danışanın hikayesine saygı duyan, yargısız ve güvenli bir ortam oluşturmayı ilke ediniyor.</p>

<p>Yoğun tempoda klinik ortamına gelmeye vakti olmayanlar ya da mesafeler engel teşkil edenler, dijital dünyanın sunduğu online terapi gibi imkanlardan faydalanabiliyor. Uzaktan psikolojik destek süreçlerinin nasıl işlediğine dair detaylı bilgiye <strong><a href="https://norapsikoloji.com/online-terapi/" rel="dofollow">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz. Uzaktan yürütülen seanslar, yüz yüze görüşmelerle aynı klinik derinliğe ve başarıya sahip olup; önemli olanın mekan değil, kurulan güven bağı olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2>Terapi Sürecinde Sıkça Sorulanlar</h2>

<p>Klinik pratiğinde mükemmeliyetçilik üzerine çalışan danışanlardan sıklıkla sorular alındığı belirtiliyor. Terapi, zihnindeki o eleştirel sesi susturmak yerine, o sesin neden orada olduğunu anlamayı sağlıyor. Süreç tamamen bireyin kendi hızında ilerliyor. <strong>Online terapi</strong> veya yüz yüze görüşmeler fark etmeksizin, uzmanlar yargılayıcı olmayan bir yaklaşımla destek oluyor. Terapi, zayıflıkları törpüleme yeri değil, kişinin kendi gücünü keşfetme yeri olarak görülüyor.</p>

<h3>Nora Psikoloji'de İyileşme Vizyonu</h3>

<p>Nora Psikoloji ekibi için terapi, danışanın bir problem ile gelip, çözülmüş bir sorun ile ayrıldığı bir süreçten çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu süreç, bir oluş ve fark ediş olarak tanımlanıyor. 2016 yılından bu yana klinik pratikte, 10.000’den fazla seans tecrübesiyle her danışanın hikayesi biricik olarak ele alınıyor. İzmir'deki merkezde veya dijital platformlar üzerinden sunulan hizmetlerde, bilimsel yaklaşımlar etik değerlerle harmanlanıyor.</p>

<p>Kusursuz olmak zorunda olunmadığının altını çizen uzmanlar, hayatın her detayıyla hatasız olunduğunda değil, kişinin kendi gerçekliğiyle barışık olduğunda anlam kazandığını belirtiyor. Eğer siz de o bitmek bilmeyen standartların altında yoruluyorsanız, kendinize profesyonel bir destek süreci hediye edebilirsiniz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/mukemmeliyetcilik-tuzagi-kusursuz-olmaktan-vazgecip-huzurlu-olmayi-secmek</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-160630.jpeg" type="image/jpeg" length="42567"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyet Yetmiyorsa Sebebi Bu Olabilir - Sadece 30 Dakika Fazla Uyku Kilo Vermeyi Kolaylaştırıyor]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/diyet-yetmiyorsa-sebebi-bu-olabilir-sadece-30-dakika-fazla-uyku-kilo-vermeyi-kolaylastiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/diyet-yetmiyorsa-sebebi-bu-olabilir-sadece-30-dakika-fazla-uyku-kilo-vermeyi-kolaylastiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kilo vermenin gözden kaçan sırrı kaliteli uyku. Araştırmalar, gecede sadece 30 dakika daha fazla uyumanın bile iştahı azaltıp kalori tüketimini düşürebileceğini gösteriyor. Devamı haberde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Kilo Vermenin Gizli Anahtarı - Sadece 30 Dakika Fazla Uyku Her Şeyi Değiştirebilir</h1>

<p>Diyet yapıyor, yürüyüşe çıkıyor ama tartıda beklediğiniz rakamı göremiyor musunuz? İşin içinde sadece yedikleriniz olmayabilir. Uzmanların dikkat çektiği yeni araştırmalar, <strong>kaliteli uykunun</strong> kilo kontrolünde düşündüğümüzden çok daha büyük bir payı olduğunu gösteriyor. Üstelik gecede sadece yarım saat fazladan uyumak bile fark oluşturabiliyor.</p>

<h2>Uyku Azalınca İştah Kontrolden Çıkabiliyor</h2>

<p>Birçok kişi uykusuz kaldığı günlerde tatlıya ya da hamur işine daha fazla yöneldiğini fark etmiştir. Aslında bu yeni bir durum değil. Daha önce yapılan farklı araştırmalarda da benzer sonuçlar ortaya çıkmıştı. Uzmanlara göre az uyuyan kişilerde <strong>açlık hormonu ghrelin</strong> yükseliyor. Bu da gün boyunca daha sık acıkmaya ve gereğinden fazla kalori almaya neden olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sadece 30 Dakikalık Ek Uyku Bile Etki Ediyor</h2>

<p>Yapılan çalışmalarda uyku süresini artıran fazla kilolu yetişkinlerin günlük kalori tüketiminde dikkat çeken bir düşüş görüldü. Ortalama 1 saatten biraz fazla ek uyku sağlayan kişiler gün içinde yaklaşık <strong>270 kalori</strong> daha az tüketti. İlginç olan kısmıysa yalnızca <strong>30 dakikalık</strong> uyku artışının bile olumlu sonuç vermesi.</p>

<h3>Telefonu Erken Kapatmak İşe Yarayabilir</h3>

<p>Uyku süresini uzatmak isteyenler için ilk öneri ekran süresini azaltmak oluyor. Telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarından gelen ışık, uykuya dalmayı geciktirebiliyor. Son yıllarda uyku uzmanlarının en sık verdiği tavsiyelerden biri de yatmadan önce dijital cihazlardan biraz uzak kalmak.</p>

<h2>Kaliteli Uyku Sadece Kilo İçin Değil</h2>

<p><strong>Derin uyku</strong>, metabolizmanın düzenli çalışmasına katkı sağlıyor. Uzmanlar kaliteli uykunun yalnızca kilo kontrolüne değil, diyabet riskinin azaltılmasına ve genel sağlığın korunmasına da destek verdiğini belirtiyor. Diyet ve spor önemli, ama iyi bir gece uykusunu da ihmal etmemek gerekiyor. Küçük görünen bir alışkanlık bazen beklenenden daha büyük fark oluşturabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/diyet-yetmiyorsa-sebebi-bu-olabilir-sadece-30-dakika-fazla-uyku-kilo-vermeyi-kolaylastiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/07/goruntu-52.jpeg" type="image/jpeg" length="55469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aile hekimliğinde yeni dönem başladı: 10 dakika muayene ve 16.00 sonrası kısıtlama]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-10-dakika-muayene-ve-1600-sonrasi-kisitlama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-10-dakika-muayene-ve-1600-sonrasi-kisitlama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Temmuz itibarıyla aile hekimlerinde yeni çalışma modeli yürürlüğe girdi. Her hastaya en az 10 dakika ayrılması ya da randevulu sisteme geçilmesi planlanırken, saat 16.00’dan sonra acil durumlar dışında poliklinik hizmeti verilmeyecek. Düzenleme hem hizmet kalitesini artırmayı hem de iş yükünü dengelemeyi hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Aile hekimliğinde yeni düzen: 10 dakika kuralı ve 16 sonrası sistem değişiyor</h1>

<p>Aile hekimlerinde yeni dönem 1 Temmuz itibarıyla başladı. Muayene süresinin uzaması, randevu sistemine geçiş ve mesai sonrası uygulamalar sahada tartışma yarattı. Sistem hem hastayı hem hekimi doğrudan etkiliyor.</p>

<h2>Günlük düzen değişti</h2>

<p>AHEF Başkanı Taner Balbay’ın açıklamasına göre artık her hastaya <strong>en az 10 dakika</strong> ayrılacak ya da tamamen randevulu sisteme geçilecek. Yıllardır “5 dakikaya sığan muayene” eleştirisi vardı, bu kez süre uzadı ama işin yükü de hafif değil gibi duruyor.</p>

<p>Bir yandan kronik takipler, bir yandan aşılar, raporlar derken aile sağlığı merkezleri zaten dolu çalışıyordu. Yeni sistemle birlikte tempo biraz daha planlı hale geliyor ama bazı hekimler “zaten zaman yetmiyordu” diye konuşuyor.</p>

<h2>16.00 sonrası yeni kural</h2>

<p>En dikkat çeken değişikliklerden biri de saat 16.00 sonrası uygulama. Artık bu saatten sonra <strong>acil hastalar dışında poliklinik hizmeti yok</strong>. Geri kalan zamanın evrak işleri, kronik hastalık takibi ve idari işlere ayrılacağı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eskiden akşam üstü yoğunluğu olurdu, özellikle reçete ve kontrol için gelen hastalar sıkışırdı. Şimdi o kısım biraz kesilmiş gibi.</p>

<h2>Sistem eleştirisi ve beklenti</h2>

<p>Aile hekimliği tarafı uzun süredir performans sistemi ve bürokratik yükten şikayetçi. “Hekimlik birkaç dakikaya sıkışmaz” söylemi tekrar öne çıkıyor. Bakanlığa kalıcı düzenleme çağrısı da yapılmış durumda.</p>

<p>Kısaca sistemin amacı daha net, daha kaliteli hizmet ama pratikte nasıl işleyeceği biraz sahada görülecek gibi duruyor. Herkes kendi açısından farklı okuyor bu değişikliği.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/aile-hekimliginde-yeni-donem-basladi-10-dakika-muayene-ve-1600-sonrasi-kisitlama</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/07/goruntu-51.jpeg" type="image/jpeg" length="60616"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Alkol Uyarısı - Susuzluğu Gidermiyor, Vücuttan Sıvı Kaybını Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/sicak-havalarda-alkol-uyarisi-susuzlugu-gidermiyor-vucuttan-sivi-kaybini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/sicak-havalarda-alkol-uyarisi-susuzlugu-gidermiyor-vucuttan-sivi-kaybini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar aşırı sıcak havalarda alkol tüketiminin vücuttaki su kaybını artırdığını ve susuzluğu kötüleştirdiğini belirtiyor. Alkolün idrar söktürücü etkisi sıcak çarpması ve baş dönmesi riskini yükseltiyor. Devamı haberde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Sıcak Havalarda Alkol Uyarısı - Susuzluğu Azaltmıyor, Vücuttan Daha Fazla Sıvı Attırıyor</h1>

<p>Hava bunaltınca akla ilk gelen şey serinlemek oluyor. Bazen soğuk içecek, bazen de “bir bira iyi gider” düşüncesi. Ama vücut tarafı bu fikre pek aynı tepkiyi vermiyor gibi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sıcaklık artınca vücut zaten zorlanıyor</h2>

<p>Avrupa’nın birçok yerinde sıcaklık rekorları kırılırken Türkiye’de de değerler mevsim normallerinin üstüne çıkmış durumda. Böyle havalarda vücut terleyerek ciddi miktarda sıvı kaybediyor. Dengeyi koruyan şey ise su tüketimi.</p>

<h2>Alkol suyu tutmuyor tam tersi etki yapıyor</h2>

<p>Uzmanlara göre <strong>alkol</strong> idrar çıkışını artırıyor. Yani alınan sıvı vücutta kalmıyor. Heidelberg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Helmut Seitz’in ifadesiyle, girenden fazlası çıkıyor. Bu durum özellikle sıcak günlerde riskli hale geliyor.</p>

<h2>Vücut kendini soğutmakta zorlanıyor</h2>

<p>Alman sağlık kurumlarına göre aşırı alkol tüketimi vücudun su dengesini bozuyor. Bu da terleme mekanizmasını etkiliyor. Sonuçta <strong>sıcak çarpması</strong>, baş dönmesi ve halsizlik gibi problemler ortaya çıkabiliyor.</p>

<h2>Avrupa’da kısıtlamalar gündeme geldi</h2>

<p>Fransa’da bazı bölgelerde halka açık alanlarda alkol kısıtlaması uygulanması bile konuşuluyor. Artan sıcaklıklar, bu tür önlemleri zorunlu hale getirebiliyor.</p>

<p>Kısacası serinletici gibi görünen içecek, sıcak havada vücut için tam tersi bir etki yaratabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/sicak-havalarda-alkol-uyarisi-susuzlugu-gidermiyor-vucuttan-sivi-kaybini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/07/goruntu-5-1.jpeg" type="image/jpeg" length="82728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Tüp Bebekte En Önemli Şey Güven ve Umudu Kaybetmemektir”]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/tup-bebekte-en-onemli-sey-guven-ve-umudu-kaybetmemektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/tup-bebekte-en-onemli-sey-guven-ve-umudu-kaybetmemektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1><a name="X5a233dcd087902e8146a0b12b228662731a865d"> “Tüp Bebekte En Önemli Şey Güven ve Umudu Kaybetmemektir”</a></h1>

<p><a name="X9ff3422ab0b1d5a66dc0fd540a86c62aed19d31">Tüp bebek tedavileri son yıllarda büyük gelişim gösterirken, çiftlerin aklındaki sorular da artıyor. Başarı oranları, yeni teknolojiler, hasta-doktor ilişkisi ve tedavi sürecinde dikkat edilmesi gerekenler hakkında </a><a href="https://vitaalteraivf.com/" rel="dofollow">Vita Altera IVF</a> Center Sorumlu Hekimi Dr. Ali Enver Kurt ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.</p>

<h3><a name="öncelikle-sizi-biraz-tanıyabilir-miyiz">Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?</a></h3>

<p>Ben <a href="https://vitaalteraivf.com/ekip/dr-ali-emver-kurt/" rel="dofollow">Dr. Ali Enver Kurt</a> Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı olarak görev yapıyorum. Galatasaray Lisesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi eğitimimin ardından uzmanlık eğitimimi tamamladım. Daha sonra Süleymaniye Doğum Evi’nde görev yaptım ve uzun yıllardır serbest hekim olarak çalışıyorum.</p>

<h3><a name="X1144dd0bf717c1f15563b639f76c11319c74a68">Yaklaşık 25 yıldır tüp bebek alanında, çocuk sahibi olma hayali kuran binlerce çiftin ailelerine kavuşma yolculuğuna eşlik ediyorum. Bu süreçte Türkiye'nin önde gelen tüp bebek merkezlerinde görev aldım ve birçok merkezin kuruluş ve gelişim aşamalarında aktif rol üstlendim.</a></h3>

<h3>Kadın doğum ve tüp bebek alanını seçmenizde etkili olan şey neydi?</h3>

<p>Aslında bunun temelinde çocuk sevgisi yatıyor. Uzmanlık tercihimi yaparken son anda kadın doğum branşını seçtim. Bugün geriye dönüp baktığımda, çocuklara olan ilgimin ve ailelerin hayatlarına dokunma isteğimin bu kararda büyük etkisi olduğunu görüyorum.</p>

<h3><a name="Xee1944fd19d438e63e3d10e6735c55993301c1c">Meslek hayatınız boyunca sizi en çok etkileyen olaylardan biri neydi?</a></h3>

<p>Tüp bebek alanında insanın hafızasında iz bırakan çok sayıda hikâye oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle yıllar boyunca birçok merkezde başarısız denemeler yaşamış bir çiftin 17. denemesinde ikiz bebek sahibi olması benim için unutulmaz deneyimlerden biridir. Tedavi sürecini birlikte yürüttük, gebelik takibini yaptık ve doğumlarına kadar eşlik ettik.</p>

<p>Bir başka olay ise Bosna’da çalışırken yaşandı. Savaş nedeniyle paraplejik kalan genç bir hastamız ekonomik zorluklar içindeydi. Son kalan spermleriyle yaptığımız tedavi sonucunda ikiz bebek sahibi oldular. Gebelik haberini verdiğimizde gözyaşları içinde boynuma sarılması meslek hayatım boyunca unutamayacağım anlardan biridir.</p>

<h3><a name="X5589e9dffed2828f68b8c2cf307e2c05c94d7af">Bugüne kadar yaklaşık kaç çiftin çocuk sahibi olmasına yardımcı oldunuz?</a></h3>

<p>Kesin rakam vermek zor ancak uzun yıllardır yoğun çalışan merkezlerde görev yaptığım için sayının 10 binin üzerinde olduğunu düşünüyorum.</p>

<h3><a name="Xf08493d3fee742cc5d708797b8adde42c4a1da5">Tedavi sürecinde sizi diğer doktorlardan ayıran yaklaşımınız nedir?</a></h3>

<p>Ben her zaman insanı merkeze koymaya çalışıyorum. Karşımdaki kişiyi sadece bir hasta olarak değil, aileden biri gibi görüyorum.</p>

<p>Kendime yapılmasını istemediğim hiçbir şeyi hastalarıma uygulamam. Gerçekçi olurum, gereksiz umut vermem ve her zaman dürüst davranırım.</p>

<h3><a name="Xe9f6ab9005edc92407e4edc5ff4aa91e6453584">Başarılı bir IVF tedavisinde doktor-hasta iletişimi ne kadar önemli?</a></h3>

<p>Son derece önemli.</p>

<p>Çiftler öncelikle size güvenmek zorundalar. Tedaviyi uygulayan ekibe, doktorun dürüstlüğüne ve bilgi birikimine inanmalılar. Bunun için güçlü bir bağ kurmak gerekiyor.</p>

<p>Hastaları yalnızca tedavi gören kişiler olarak değil, duygusal olarak zor bir süreçten geçen insanlar olarak görmek gerekiyor. Onların güvenini kazanmak başarılı tedavinin temel taşlarından biridir.</p>

<h3><a name="X5a77074e4153089caed0cc06840a27a63459f06">Hastaların tedavi sürecinde yaptığı en büyük hatalar nelerdir?</a></h3>

<p>İki temel hata görüyorum.</p>

<p>Birincisi, yeterli araştırma yapmadan bir merkeze başvurup tamamen teslim olmak.</p>

<p>İkincisi ise sürekli doktor değiştirmek. Başarısız bir denemeden sonra hemen başka bir merkeze geçmek çoğu zaman süreci zorlaştırıyor. Her yeni doktorun hastayı yeniden tanıması ve değerlendirmesi gerekiyor. Eğer güven duyulan bir ekip varsa en azından birkaç deneme boyunca aynı ekip ile devam etmek daha doğru olabilir.</p>

<h3><a name="X20cbf510be803b24247c712ff49f1e469b68fa6">Başarı oranlarını artırmak için özellikle nelere dikkat ediyorsunuz?</a></h3>

<p>Öncelikle hastayı çok iyi analiz etmek gerekiyor. Kadının ve erkeğin tüm sağlık durumunu ayrıntılı şekilde değerlendiriyoruz.</p>

<p>Bunun yanında benim için en önemli unsur laboratuvar kalitesidir. Tüp bebek başarısının büyük bölümü laboratuvarda şekillenir. Deneyimli embriyologlar ve güçlü bir laboratuvar altyapısı olmadan yüksek başarı elde etmek mümkün değildir.</p>

<h3><a name="kliniğinizde-hangi-tedaviler-uygulanıyor">Kliniğinizde hangi tedaviler uygulanıyor?</a></h3>

<p>Merkezimizde modern bir tüp bebek laboratuvarında uygulanabilecek tüm işlemler gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Mikroenjeksiyon (ICSI), embriyo dondurma, yumurta dondurma, embriyo biyopsisi, mikrotese ve ileri laboratuvar uygulamalarını gerçekleştiriyoruz.</p>

<p>Bunun yanında Kıbrıs’ta yasal olarak uygulanabilen <a href="https://vitaalteraivf.com/treatment/yumurta-donasyonu/" rel="nofollow">yumurta donasyonu</a>, sperm donasyonu ve gerekli durumlarda taşıyıcı annelik programları gibi tedaviler de sunulabiliyor.</p>

<h3><a name="Xb728d91840966aa609878e350ceac1b8eb6bc30">Yumurta dondurma işlemi hakkında ne düşünüyorsunuz?</a></h3>

<p>Yumurta dondurma özellikle gelecekte anne olmayı planlayan kadınlar için önemli bir seçenek.</p>

<p>Kıbrıs’taki laboratuvarların bu konuda oldukça deneyimli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kadınlar dondurdukları yumurtaları ilerleyen yıllarda daha esnek koşullarda değerlendirebiliyorlar.</p>

<h3><a name="X0f4b73f4531bea75a13bd69c7a414d1920e3703">Çiftler tedaviye başlamadan önce yaşam tarzlarında nelere dikkat etmeli?</a></h3>

<p>En önemli konu sigaradır.</p>

<p>Sigara hem yumurta hem de sperm kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bunun dışında tiroit hastalıkları, insülin direnci ve diyabet gibi metabolik problemlerin düzeltilmesi gerekiyor.</p>

<p>Düzenli yürüyüş yapmak, kilo kontrolü sağlamak ve sağlıklı beslenmek de tedavi başarısını olumlu etkileyen faktörler arasında yer alıyor.</p>

<h3><a name="Xcce937953c0110cebdd34b0dd5bd400e869166e">Yapay zekâ tüp bebek tedavilerinde gerçekten fark yaratıyor mu?</a></h3>

<p>Yapay zekâdan yararlanıyoruz ancak ben hâlâ insan tecrübesinin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Yapay zekâ sistemleri sperm ve embriyo seçiminde destek sağlayabiliyor fakat şu an için en büyük farkı yaratan unsur deneyimli embriyologların bilgi ve tecrübeleridir.</p>

<h3><a name="X67f72dc6f7fd006ed44972b401f4b30085396af">Embriyolara genetik test uygulanmasını hangi durumlarda öneriyorsunuz?</a></h3>

<p>Eğer ailede taşınan genetik bir hastalık varsa ya da belirli tıbbi gereklilikler söz konusuysa embriyolara genetik test yapılmasını kesinlikle öneriyorum.</p>

<p>Ancak sadece başarı oranını artırmak amacıyla her hastaya rutin olarak uygulanmasının gerekli olmadığını düşünüyorum. Bu karar mutlaka kişiye özel verilmelidir.</p>

<h3><a name="X830ee9a4302284a2979134a881a12b7cd387fdf">IVF alanında gelecekte sizi en çok heyecanlandıran gelişmeler nelerdir?</a></h3>

<p>Beni en çok heyecanlandıran alan sperm seçimiyle ilgili yeni teknolojiler.</p>

<p>Bugün elimizde milyonlarca sperm arasından seçim yapıyoruz ancak bu konuda hâlâ gelişime açık alanlar bulunuyor. Daha gelişmiş seçim yöntemleri başarı oranlarını artırabilir.</p>

<p>Ayrıca kök hücre teknolojilerinin özellikle rahim içi hasarların tedavisinde gelecekte önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum.</p>

<h3><a name="X02d9491a7137b8ba5d3bb7b7dfb3b9ce111ede9">Çocuk sahibi olmak için mücadele eden çiftlere vermek istediğiniz mesaj nedir?</a></h3>

<p>Asla umutlarını kaybetmesinler.</p>

<p>Bu alanda yıllardır çalışıyorum ve hangi çiftin ne zaman, kaçıncı denemede ya da hangi koşullarda başarılı olacağını kesin olarak öngörmek mümkün değil.</p>

<p>Bazen çok düşük ihtimalli görünen hastalar ilk denemede gebelik elde ederken, çok yüksek şansa sahip görünen çiftler daha uzun bir süreç yaşayabiliyor.</p>

<p>Yumurta, sperm ve rahim mevcut olduğu sürece umut vardır. Önemli olan doğru zamanda doğru merkezle yola çıkmak ve süreci sabırla yönetmektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/tup-bebekte-en-onemli-sey-guven-ve-umudu-kaybetmemektir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/06/gorsel.png" type="image/jpeg" length="67750"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin Alarm Veriyor! Unutkanlık Yaşlılık Değil, Demans Olabilir...]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/beyin-alarm-veriyor-unutkanlik-yaslilik-degil-demans-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/beyin-alarm-veriyor-unutkanlik-yaslilik-degil-demans-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, “yaşlılık unutkanlığı” sanılan durumların demansın erken işareti olabileceğini söylüyor. Risk artıyor, yaşam tarzı kritik hale geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Beyin Yavaşça Değişiyor Unutkanlık Sandığın Kadar Masum Olmayabilir</h1>

<p>Herkes yaşlılıkta unutkanlık olur diye düşünüyor ama işin rengi biraz farklı. Uzmanların anlattığı tabloya göre bu durum bazen sadece basit bir dalgınlık değil, daha büyük bir sürecin ilk işareti olabiliyor. Dünya genelinde artan demans vakaları bu konuyu iyice gündeme taşımış durumda.</p>

<h2>Artan vakalar sessiz bir dalga gibi geliyor</h2>

<p>Almanya örneğinde rakamlar dikkat çekiyor. Şu an milyonları bulan demans vakalarının ilerleyen yıllarda daha da artacağı konuşuluyor. Yaşlı nüfus çoğaldıkça bu tablo sadece tek bir ülkenin değil birçok ülkenin ortak problemi haline geliyor. Asıl mesele sadece hastalık değil, bakım veren insanların azalması ve sistemin zorlanması.</p>

<p><strong>Demans sadece hafıza kaybı değil</strong>. Kişinin günlük hayatını tek başına sürdürememesi, karar vermede zorlanması, hatta karakter değişimleri bile bu tablonun içinde yer alıyor. Yani olay basit bir unutkanlık meselesi gibi durmuyor.</p>

<h2>Risk azaltmak mümkün mü</h2>

<p>Uzmanların en çok vurguladığı nokta yaşam tarzı. Hareket etmek, düzenli uyumak, tansiyonu kontrol etmek, sosyal kalmak ve zihni aktif tutmak riskleri azaltabiliyor. Damar sağlığı bozuldukça beynin de yavaş yavaş etkilendiği söyleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye için de benzer bir tablo var. Nüfus yaşlanıyor, şehir hayatı daha hareketsiz hale geliyor. İnsanlar çoğu zaman unutkanlığı normal kabul edip geçiyor ama bazı küçük işaretler gözden kaçabiliyor. Aynı soruları tekrar etmek, yeni şeyleri öğrenmede zorlanmak gibi durumlar bunlardan biri.</p>

<p>Evde başlayan farkındalık bu yüzden önemli görülüyor. Küçük değişiklikler bile uzun vadede büyük fark yaratabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/beyin-alarm-veriyor-unutkanlik-yaslilik-degil-demans-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2024/10/goruntu-81.jpeg" type="image/jpeg" length="48101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Suda Tuvalet İsteği Neden Artıyor? Uzmanlardan “Daldırma Diürezi” Açıklaması]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/suda-tuvalet-istegi-neden-artiyor-uzmanlardan-daldirma-diurezi-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/suda-tuvalet-istegi-neden-artiyor-uzmanlardan-daldirma-diurezi-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüzme sırasında ortaya çıkan ani tuvalet hissi, “daldırma diürezi” adı verilen fizyolojik bir tepkiden kaynaklanıyor. Uzmanlara göre vücut suya girince sıvı dengesini yanlış algılıyor ve böbrekler daha fazla idrar üretmeye başlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Havuzda Gelen Tanıdık His</h2>

<p>Az su içilmiş olsa bile, hatta tuvalete yeni gidilmiş olsa bile suya girince o tanıdık his ortaya çıkıyor. Birçok yüzücü bunu yaşamış durumda. Hatta kulaktan kulağa “havuz refleksi” gibi anlatılan bir durum.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Daldırma Diürezi Ne İşe Karışıyor</h2>

<p>Uzmanların anlattığı olayın adı <strong>daldırma diürezi</strong>. Vücut suya girince serinliği algılıyor, damarlar daralıyor, kan iç bölgelere toplanıyor. Beyin de bunu “fazla sıvı var” diye yorumluyor.</p>

<h2>Vücut Kendi Kendini Yanıltıyor</h2>

<p>Bu süreçte hormon dengesi değişiyor. <strong>ADH hormonu</strong> azalıyor, <strong>ANF hormonu</strong> artıyor. Sonuçta böbrekler daha çok idrar üretmeye başlıyor. Yani ortada gerçek bir fazla sıvı yok, sadece yanlış algı var.</p>

<h2>Koşuda Neden Aynı Şey Olmaz</h2>

<p>Koşarken terleme fazla olduğu için vücut sıvı kaybını net görüyor. Ama suda terleme az olunca sistem şaşırıyor. Bu yüzden yüzmede tuvalet isteği daha sık hissediliyor.</p>

<h2>Engellemek Mümkün mü</h2>

<p>Uzmanlara göre bu durum tamamen doğal bir refleks. Yani kaçış yok gibi. Eski yüzücüler arasında bile “havuzun bonusu bu” diye espriler döner.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/suda-tuvalet-istegi-neden-artiyor-uzmanlardan-daldirma-diurezi-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/06/goruntu-42.jpeg" type="image/jpeg" length="87620"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karatay Diyeti Yeniden Gündemde - Yaz Öncesi Kilo Tartışması Büyüyor]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/karatay-diyeti-yeniden-gundemde-yaz-oncesi-kilo-tartismasi-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/karatay-diyeti-yeniden-gundemde-yaz-oncesi-kilo-tartismasi-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Canan Karatay’ın beslenme önerileri sosyal medyada tekrar konuşuluyor, doğal beslenme ve aç kalmadan kilo verme iddiası öne çıkıyor. devamı haberde]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Karatay Diyeti Yeniden Dillerde - Yaz Gelince Kilo Hesabı Başladı</h1>

<p>Yaz yaklaştıkça aynı konu yine geri geldi. Kilo verme, göbek eritme, “şu nasıl verilir” sohbetleri… Bu arada <strong>Canan Karatay</strong> ismi de sosyal medyada yeniden dolaşmaya başladı. Eskiden de çok konuşulurdu, şimdi yine aynı tartışma.</p>

<h2>Doğal Ye - Paketliyi Azalt</h2>

<p>Karatay tarafında en çok tekrar edilen şey <strong>işlenmiş gıda</strong> meselesi. Paketli ürünler, hazır yiyecekler biraz geri plana atılıyor. Eskiden “light ürün” modası vardı, çoğu kişi onu denemişti ama sonuçlar hep tartışmalı kalmıştı.</p>

<h3>Yağ Konusu - Garip Gelebilir</h3>

<p>En çok dikkat çeken kısım <strong>zeytinyağı</strong> ve <strong>tereyağı</strong> önerisi. Normalde kilo denince yağdan kaçılır ama burada tam tersi bir yaklaşım var. Bazı kişiler bunu uygulayıp “daha tok kalıyorum” diyor, bazıları ise ilk başta şaşırıyor.</p>

<h2>Kahvaltı Meselesi - Günün Dengesi</h2>

<p>Sabah güçlü bir kahvaltı öneriliyor. <strong>protein</strong> ve doğal yağ içeren besinler uzun süre tok tutuyor deniyor. Yumurta, peynir gibi klasik şeyler burada yine öne çıkıyor. Daha önce kahvaltıyı atlayan çok kişi vardı, şimdi geri dönmeye başlayan da var.</p>

<h3>Hareket Olmadan Zor</h3>

<p>Sadece beslenme değil, <strong>egzersiz</strong> de işin içinde. Yürüyüş bile olsa düzenli hareket önemli deniyor. Daha önce diyet yapıp hiç hareket etmeyenlerin çok ilerleme göremediği örnekleri sık sık konuşuluyor.</p>

<h2>Uzak Durulacaklar - En Zor Kısım</h2>

<p><strong>ekmek</strong>, <strong>pirinç</strong>, <strong>patates</strong> ve şekerli gıdalar listede yine var. Günlük hayatta en çok tüketilen şeyler aslında bunlar. Bırakanlar hızlı değişim gördüğünü söylüyor ama devam ettirmek kolay değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel tabloya bakınca olay basit ama uygulaması zor gibi duruyor; doğal beslenme, hareket, biraz sabır… herkesin bildiği ama herkesin yapamadığı şeyler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/karatay-diyeti-yeniden-gundemde-yaz-oncesi-kilo-tartismasi-buyuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 23:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/09/goruntu-75.jpeg" type="image/jpeg" length="40079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Bardak Bira Gerçeği - İçindeki Vitamin Ne Kadar İşe Yarıyor?]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/bir-bardak-bira-gercegi-icindeki-vitamin-ne-kadar-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/bir-bardak-bira-gercegi-icindeki-vitamin-ne-kadar-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırma bira içinde B6 vitamini olduğunu ve küçük bir katkı sağlayabileceğini söylüyor. Uzmanlar ise bunun temel kaynak olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Bir Bardak Bira Detayı Şaşırttı - İçindeki Vitamin Gerçekten İşe Yarıyor mu?</h1>

<p>İlginç bir araştırma gündeme düşmüş durumda. Basit bir içecek gibi görülen <strong>bira</strong> içinde vücutla ilgili bazı vitaminlerin bulunduğu söyleniyor. Ama olay “iç iç sağlıklısın” seviyesinde değil, biraz daha karışık.</p>

<h2>B6 Vitamini - Küçük Bir Pay</h2>

<p>BBC kaynaklı bilgilere göre bir bardak bira, <strong>B6 vitamini</strong> ihtiyacının yaklaşık %15’ini karşılayabiliyor. Alkolsüz lagerde de benzer durum var deniyor. Bu vitamin beyin, kan ve bağışıklık sistemiyle ilişkili.</p>

<h3>İçerik Nereden Geliyor?</h3>

<p>Araştırmacılar işin kaynağını açıklamış. <strong>arpa, buğday ve bira mayası</strong> içinde doğal olarak B6 bulunuyor. Yani aslında süreç içeceğin üretiminden geliyor.</p>

<h2>Test Sonuçları - Her Bira Aynı Değil</h2>

<p>Almanya’da 65 farklı bira incelenmiş. Ortaya çıkan tablo şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bock bira</strong> en yüksek B6 seviyesine sahip. Sonra lager, koyu lager ve buğday biraları geliyor. <strong>Pirinç bazlı biralar</strong> en düşük seviyede kalmış.</p>

<h3>Asıl Tartışma - Yeterli mi Değil mi?</h3>

<p>Ortalama bir lager biranın günlük B6 ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılayabileceği söyleniyor. Ama <strong>Britanya Beslenme Vakfı</strong> farklı düşünüyor. Onlara göre bu vitamin daha çok sebze, meyve ve dengeli beslenmeyle alınmalı.</p>

<p>Bir tarafta “küçük katkı var” diyen araştırma, diğer tarafta “buna güvenme” diyen uzmanlar var. Ortada kalan konu biraz kafa karıştırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/bir-bardak-bira-gercegi-icindeki-vitamin-ne-kadar-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 21:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/07/goruntu-1.jpeg" type="image/jpeg" length="12539"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat’ta KKKA Sonrası Kene Uyarısı: Uzmanlar Uyardı “En Büyük Hata Elle Çıkarmak, Virüs Sessizce Yayılabilir”]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/tokatta-kkka-sonrasi-kene-uyarisi-uzmanlar-uyardi-en-buyuk-hata-elle-cikarmak-virus-sessizce-yayilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/tokatta-kkka-sonrasi-kene-uyarisi-uzmanlar-uyardi-en-buyuk-hata-elle-cikarmak-virus-sessizce-yayilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Zile’de KKKA nedeniyle 21 yaşındaki bir genç hayatını kaybetti. Uzmanlar kenenin yanlış çıkarılmasının riski artırdığını söyleyip sağlık kuruluşuna gidilmesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>KKKA Sonrası Kene Paniği: Uzmandan Net Uyarı “Evde Kurcalama, Hastaneye Git”</h1>

<p>Tokat’ın Zile ilçesinde yaşanan ölüm sonrası kene konusu yeniden gündeme oturdu. 21 yaşındaki bir gencin KKKA şüphesiyle hayatını kaybetmesi, bahar aylarında doğaya çıkanlar için tedirginlik yarattı. Uzmanlar ise en kritik noktaya dikkat çekiyor: kene görüldüğünde yapılan ilk refleks çoğu zaman yanlış.</p>

<h2>Kene Görünce Yapılan En Riskli Hareket</h2>

<p>İlk tepki genelde aynı, “çıkartayım bitsin.” Ama uzmanlara göre bu en büyük hata. Kene yanlış çıkarılırsa içindeki virüsün kana karışma ihtimali artıyor. Bu yüzden <strong>elle müdahale edilmesi önerilmiyor</strong>. En doğru adım sağlık kuruluşuna gitmek.</p>

<h2>Belirtiler Basit Başlıyor Ama Hızla Değişiyor</h2>

<p>Hastalık çoğu zaman sıradan bir grip gibi başlıyor. <strong>yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı</strong> ilk sinyaller. Sonrasında tablo ağırlaşabiliyor, cilt altında kanamalar ve döküntüler görülebiliyor. Yani “biraz dinlenirim geçer” denilecek bir durum değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bölgesel Risk ve Gözden Kaçan Detaylar</h2>

<p>Tokat, Sivas, Çorum ve Yozgat hattı daha sık vakaların görüldüğü yerler arasında. Büyük şehirlerde risk daha düşük ama sıfır değil. Çimenlik alanlarda çıplak oturmak, kısa kıyafetle dolaşmak işi kolaylaştırıyor.</p>

<h3>Küçük ama kritik hatırlatma</h3>

<p>Kene vücutta ne kadar uzun kalırsa risk o kadar artıyor. Beklemek, denemek, evde çözmeye çalışmak en çok yapılan yanlışlardan biri.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/tokatta-kkka-sonrasi-kene-uyarisi-uzmanlar-uyardi-en-buyuk-hata-elle-cikarmak-virus-sessizce-yayilabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/06/goruntu-102.jpeg" type="image/jpeg" length="65615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karanlık Kişilikler Bu Mesleklerde Yoğunlaşıyor - Araştırma Şaşırtan Listeyi Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/karanlik-kisilikler-bu-mesleklerde-yogunlasiyor-arastirma-sasirtan-listeyi-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/karanlik-kisilikler-bu-mesleklerde-yogunlasiyor-arastirma-sasirtan-listeyi-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de yapılan araştırma, karanlık kişilik özelliklerine sahip bireylerin en çok seçtiği meslekleri ortaya koydu. Liste şaşırtıcı. Devamı haberde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Karanlık Kişilikler Bu Mesleklerde Yoğunlaşıyor Liste Dikkat Çekti</h1>

<p>Meslek seçimi çoğu zaman para, rahatlık ya da imkanlara göre yapılır denir. Ama işin bir de <strong>kişilik tarafı</strong> var. ABD'de yapılan bir araştırma biraz garip ama ilginç sonuçlar ortaya koydu. <strong>Karanlık kişilik özellikleri</strong> taşıyan bireylerin bazı mesleklere daha fazla yöneldiği görüldü. Üstelik bu mesleklerin çoğu <strong>yalnız çalışılan işler</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Mekanik İşler Listenin Zirvesinde</h2>

<p>Araştırmaya göre <strong>oto tamircileri, mühendisler, teknik uzmanlar</strong> listenin üst sıralarında yer aldı. Yani makinelerle uğraşılan, insanlarla daha az iletişim kurulan işler öne çıktı. Mesela bir sanayi sitesine gittiğinizde bazı ustalar vardır, fazla konuşmaz. İşini yapar, sonra tekrar köşesine çekilir. Benzer durum teknik ofislerde de görülüyor, saatlerce bilgisayar başında çalışan insanlar var.</p>

<h3>Karanlık Üçlü Detayı</h3>

<p>Araştırmada <strong>Dark Triad</strong> yani <strong>psikopati, makyavelizm ve narsisizm</strong> özellikleri incelendi. 600'den fazla üniversite öğrencisi üzerinde yapılan çalışmada bu özellikleri taşıyan bireylerin <strong>yalnız çalışmayı</strong> tercih ettiği görüldü.</p>

<h2>Sosyal Mesleklerden Uzak Duruyorlar</h2>

<p><strong>Makyavelist</strong> eğilimleri olan kişiler, insanlarla yoğun iletişim gerektiren işlerden uzak duruyor. Örneğin satış, müşteri hizmetleri gibi alanlar bu kişiler için cazip gelmiyor. Daha çok planlama yapılan, arka planda kalan işler dikkat çekiyor.</p>

<h2>Narsistler Sahne Arıyor</h2>

<p><strong>Narsist</strong> bireyler ise yalnız kalmayı tercih etmiyor. Tam tersine <strong>ilgi odağı</strong> olmak istiyor. Sanat, medya, siyaset gibi alanlar bu yüzden öne çıkıyor. Sosyal medyada sürekli gündemde kalmaya çalışan bazı isimler buna örnek gösteriliyor.</p>

<p>Araştırmada en dikkat çeken nokta <strong>başarılı psikopatlar</strong> oldu. Bu kişiler liderlik pozisyonuna geldiğinde ekip içinde sorun yaşanabiliyor. Başta karizmatik görünüyorlar, sonra ortam geriliyor gibi. Geçmişte bazı büyük şirketlerde buna benzer örnekler yaşanmıştı.</p>

<p>Araştırma sonrası iş dünyasında bu konu yeniden konuşulmaya başlandı. Kişilik ile meslek seçimi arasındaki bağ, sanılandan daha güçlü olabilir gibi duruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/karanlik-kisilikler-bu-mesleklerde-yogunlasiyor-arastirma-sasirtan-listeyi-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/04/goruntu-18.jpeg" type="image/jpeg" length="38258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Neden Herkes SMILE Lazer’i Konuşuyor? Göz Tedavisinde Sessiz Bir Devrim mi Yaşanıyor?]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/neden-herkes-smile-lazeri-konusuyor-goz-tedavisinde-sessiz-bir-devrim-mi-yasaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/neden-herkes-smile-lazeri-konusuyor-goz-tedavisinde-sessiz-bir-devrim-mi-yasaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Neden Herkes SMILE Lazer’i Konuşuyor? Göz Tedavisinde Sessiz Bir Devrim mi Yaşanıyor?</strong></p>

<p>Son birkaç yılda dikkat ederseniz, çevrenizde gözlük kullanan ama artık gözlüksüz dolaşmaya başlayan insanların sayısı giderek artıyor. Bir arkadaşınız, bir iş arkadaşınız ya da belki sosyal medyada takip ettiğiniz biri… Ortak noktaları ise genellikle aynı cümle oluyor: “Gözümü çizdirdim.”</p>

<p>Peki ama bu kadar kısa sürede ne değişti?</p>

<p>Göz lazer teknolojileri uzun yıllardır hayatımızda olsa da, son dönemde özellikle SMILE lazer yönteminin bu kadar konuşulmasının arkasında hem teknolojik gelişmeler hem de değişen yaşam alışkanlıkları yatıyor.</p>

<p>Veni Vidi Göz Bakırköy’den <a href="https://venividigoz.com/op-dr-kadir-colakoglu" rel="nofollow">Op. Dr. Kadir Çolakoğlu</a>’na göre aslında yaşanan şey, ani bir popülerlik değil; yıllar içinde gelişen bir teknolojinin artık daha geniş kitlelere ulaşması.</p>

<p><strong>“Eskiden korkulan, şimdi araştırılan bir konu”</strong></p>

<p>Bundan 10-15 yıl önce lazer göz ameliyatları denildiğinde birçok kişi için ilk akla gelen şey “risk” oluyordu. Göz gibi hassas bir organ söz konusu olunca, insanlar doğal olarak temkinli yaklaşıyordu.</p>

<p>Ancak bugün gelinen noktada tablo biraz değişmiş durumda.</p>

<p>Artık insanlar “yaptırsam mı?” sorusundan çok, “hangi yöntemi tercih etmeliyim?” sorusunu soruyor.</p>

<p>Bu değişimin arkasında ise hem teknolojik gelişmeler hem de kullanıcı deneyimleri var.</p>

<p><strong>SMILE Lazer’i farklı kılan ne?</strong></p>

<p><a href="https://venividigoz.com/smile-lazer" rel="nofollow">SMILE lazer</a>, klasik yöntemlerden farklı olarak daha küçük bir kesi ile gerçekleştirilen bir işlem. Bu teknik detay, aslında hastaların en çok önemsediği iki konuya doğrudan etki ediyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>İyileşme süreci</li>
 <li>Günlük hayata dönüş süresi</li>
</ul>

<p>Birçok kişi için bu iki faktör, karar verme sürecinde oldukça belirleyici oluyor.</p>

<p>Op. Dr. Kadir Çolakoğlu bu konuda şunu söylüyor:<br />
“Hastalar artık sadece sonucu değil, süreci de önemsiyor. SMILE gibi yöntemler bu beklentiye cevap verebiliyor.”</p>

<p><strong>Sosyal etki: “O yaptırdıysa ben de yaptırabilirim”</strong></p>

<p>Günümüzde sağlık kararları bile sosyal çevreden etkilenebiliyor. Özellikle yakın çevrede olumlu deneyimlerin artması, insanların bu tür işlemlere daha sıcak bakmasına neden oluyor.</p>

<p>Bir arkadaşınızın “çok rahat geçti” demesi, çoğu zaman uzun araştırmalardan daha etkili olabiliyor.</p>

<p>Ancak uzmanlara göre burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var:</p>

<p>Her bireyin göz yapısı farklıdır.</p>

<p>Yani bir başkası için uygun olan bir yöntem, sizin için aynı sonucu vermeyebilir.</p>

<p><strong>Kimler gerçekten uygun aday?</strong></p>

<p>SMILE lazer her ne kadar yaygınlaşmış olsa da, hâlâ belirli kriterlere göre uygulanıyor.</p>

<p>Genel olarak:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Miyop ve astigmat problemi olanlar</li>
 <li>Göz numarası stabil olan bireyler</li>
 <li>Kornea yapısı uygun olan hastalar</li>
</ul>

<p>bu yöntem için değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Ancak Op. Dr. Çolakoğlu’na göre bu liste, sadece bir başlangıç noktası.</p>

<p>“Bizim için en önemli şey detaylı analiz. Çünkü bazen küçük bir detay, tüm planı değiştirebilir.”</p>

<p><strong>Değişen yaşam tarzı da etkili mi?</strong></p>

<p>Kesinlikle evet.</p>

<p>Günümüzde insanlar daha aktif, daha mobil ve daha yoğun bir yaşam sürüyor. Spor, seyahat, uzun çalışma saatleri… Tüm bunlar, gözlük ve lens kullanımını zaman zaman zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Bu da daha kalıcı çözümlere olan ilgiyi artırıyor.</p>

<p>SMILE lazer, bu noktada bazı hastalar için cazip bir alternatif haline gelebiliyor.</p>

<p>Ama yine aynı cümleye dönüyoruz:<br />
Uygunluk, her şeyden önce gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Popüler olan her şey doğru mu?</strong></p>

<p>Bu sorunun cevabı aslında oldukça net: Hayır.</p>

<p>Bir yöntemin popüler olması, herkes için doğru olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Op. Dr. Kadir Çolakoğlu bu konuda özellikle genç hastalara dikkat çekiyor:<br />
“Trendleri takip etmek güzel ama sağlık söz konusu olduğunda bireysel değerlendirme şarttır.”</p>

<p><strong>Bir trend mi, yoksa kalıcı bir değişim mi?</strong></p>

<p>SMILE lazerin bu kadar konuşulması tesadüf değil. Hem teknolojik gelişmeler hem de kullanıcı deneyimleri, bu yöntemi daha görünür hale getirdi.</p>

<p>Ancak bu görünürlük, yanlış beklentiler oluşturmamalı.</p>

<p>En doğru yaklaşım şu olabilir:<br />
Araştır, öğren, ama kararını uzmanla birlikte ver.</p>

<p>Çünkü göz sağlığı…<br />
moda değil, hayat boyu süren bir konu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/neden-herkes-smile-lazeri-konusuyor-goz-tedavisinde-sessiz-bir-devrim-mi-yasaniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/04/kadir-colakoglu-kose.png" type="image/jpeg" length="46648"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir Diyetisyen]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/izmir-diyetisyen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/izmir-diyetisyen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlıklı yaşam yolculuğunda doğru beslenme alışkanlıkları kazanmak, hem fiziksel hem de zihinsel iyi oluş için büyük önem taşır. Bu noktada profesyonel destek almak isteyenler için <a href="https://www.handeselinok.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir Diyetisyen</strong></a> arayışı oldukça önemli hale gelmektedir. Kişiye özel hazırlanan beslenme programları sayesinde sürdürülebilir kilo kontrolü sağlanabilir, yaşam kalitesi artırılabilir ve daha dengeli bir hayatın kapıları aralanabilir.</p>

<p>Beslenme danışmanlığı sürecinde bireyin yaşı, yaşam tarzı, sağlık durumu ve hedefleri dikkate alınmalıdır. <strong>Diyetisyen Hande Selin OK</strong>, danışanlarının ihtiyaçlarına özel yaklaşımıyla sağlıklı beslenmeyi günlük yaşama uyarlanabilir hale getirmeyi hedeflemektedir. Özellikle uzun vadeli başarı için kısa süreli çözümler yerine kalıcı alışkanlıklar oluşturulmasına odaklanmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı kilo verme, kilo alma, hastalıklarda beslenme düzeni oluşturma ve yaşam tarzı değişikliği gibi konularda uzman desteği almak isteyenler için <a href="https://www.handeselinok.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir Diyetisyen</strong></a> hizmetleri oldukça değerlidir. Doğru yönlendirme ve bilinçli planlama ile bireyler hem daha enerjik hisseder hem de hedeflerine daha güvenli şekilde ulaşabilir. Profesyonel destek arayanlar için <a href="https://www.handeselinok.com/" rel="dofollow"><strong>İzmir Diyetisyen</strong></a> seçimi, sağlıklı geleceğe atılan önemli bir adımdır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/izmir-diyetisyen</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/04/izmir-diyetisyen.jpg" type="image/jpeg" length="99760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyabetin Sessiz Tehditleri - Susuzluk ve Ani Kilo Kaybı Alarm Veriyor]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/diyabetin-sessiz-tehditleri-susuzluk-ve-ani-kilo-kaybi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/diyabetin-sessiz-tehditleri-susuzluk-ve-ani-kilo-kaybi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Susuzluk, sık idrara çıkma ve kilo kaybı diyabetin uyarı işaretleri. Hareketsizlik ve yanlış beslenme riski artırıyor, dikkat şart.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Diyabetin Sessiz Tehditleri - Susuzluk ve Ani Kilo Kaybı Alarm Veriyor</h1>

<p>Diyabet, milyonlarca kişiyi etkileyen kronik bir sorun. <strong>Susuzluk, çok su içme, sık idrara çıkma ve ani kilo kaybı</strong> erken uyarı işaretleri arasında. Hareketsizlik ve yüksek kalorili beslenme hastalığın kapısını aralıyor.</p>

<h2>Belirtileri Fark Edin</h2>

<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı <strong>Dr. Esra Tutal</strong> uyarıyor: "Susuzluk, sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el-ayak uyuşmaları ve ciddi durumlarda koma diyabetin başlıca işaretleridir." Geçmişte bu belirtileri erken fark eden hastalar komplikasyonlardan uzak kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Hareketsizlik ve Yanlış Beslenme Riski Büyütüyor</h2>

<p>Ofiste uzun saatler oturmak, şekerli ve früktozlu içecekleri sık tüketmek riski artırıyor. Dr. Tutal öneriyor: "<strong>Haftada 5 gün, en az 30 dakika yürüyüş</strong> ve aktif yaşam önemlidir." Az yağlı, lifli, tam tahıllı ve bol meyve-sebze tüketmek şart.</p>

<h2>Diyabetin Vücutta Yarattığı Hasarlar</h2>

<p>Diyabet kalp, damar, böbrek ve sinir sistemine zarar verebilir. <strong>Kronik böbrek yetmezliği, koroner hastalık ve inme riski</strong> artıyor. Kan şekeri normal sınırlarda tutulursa bu riskler ciddi şekilde azalıyor, ilaçlar düzenli kullanılmalı.</p>

<h3>Fazla Kilolar Tehlike Sinyali</h3>

<p>Fazla kilo diyabet için davetiye niteliğinde. Dr. Tutal hatırlatıyor: "Hareketi ihmal etmeyin, ofiste ara verin, yürüyüş yapın, sağlıklı beslenin." Basit ama etkili önlemler, hastalığın önlenmesinde fark yaratıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/diyabetin-sessiz-tehditleri-susuzluk-ve-ani-kilo-kaybi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2024/11/goruntu-119.jpeg" type="image/jpeg" length="33514"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve Keyfiniz Yağ Yakma Seansına Dönüşsün - Fincana Atılan O İki Şey Ezber Bozuyor!]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/kahve-keyfiniz-yag-yakma-seansina-donussun-fincana-atilan-o-iki-sey-ezber-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/kahve-keyfiniz-yag-yakma-seansina-donussun-fincana-atilan-o-iki-sey-ezber-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her sabah ayılmak için içtiğiniz kahve meğer zayıflama iksiriymiş! Mutfaktaki o iki baharatı ekleyenler iştahını bıçak gibi kesiyor. Detaylar ve mucize tarif haberimizde...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h1>Fincandaki Sır Çözüldü - Kahvenize Bunu Atın Kilolara Elveda Deyin!</h1>

<p>Valla sabahları uyanalım diye lıkır lıkır içtiğimiz o klasik <strong>Türk kahvesi</strong> meğer içine iki küçük şey katınca tam bir zayıflama iksirine dönüşüyormuş da haberimiz yokmuş. Çoğumuz "bi kahve içeyim de kendime geleyim" diyoruz ama işin aslı çok başkaymış. Diyetisyenler falan hep söylüyor; mutfakta duran o iki basit baharat birleşince iştah falan kalmıyor insanda. Bizim komşu geçen denemiş, "kız akşama kadar canım hiç tatlı istemedi" diyor. Hani bazen öğleden sonra bi <strong>tatlı krizi</strong> gelir de dolabın önünde nöbet tutarsınız ya, işte bu tarif o nöbetleri bitirir cinsten.</p>

<h2>Mutfaktaki İki Gizli Kahraman - Karıştır ve Zayıfla!</h2>

<p>Şimdi o meşhur <strong>zayıflatan kahve</strong> için çok bi numara yok aslında. Bildiğin Türk kahveni pişiriyorsun ama içine birer çay kaşığı <strong>tarçın</strong> ve <strong>kakao</strong> ekliyorsun. Tarçın zaten kan şekerini öyle bir dengeliyor ki, hani o çikolataya saldıran halimiz var ya, bi anda uçup gidiyor. Kakao da kahveyle birleşince vücuda <strong>antioksidan</strong> bombası etkisi yapıyor resmen. Hem şeker koymasan bile tadı öyle aromatik oluyor ki, hani eskiden annelerimizin yaptığı o mis kokulu kurabiyeler gibi kokuyor ortalık, insanı mest ediyor.</p>

<h3>Pişirirken Sabırlı Olun - Püf Noktası Demlenmesinde Saklı</h3>

<p>Kahveyi her zamanki gibi pişirin ama fincana dökünce hemen kafaya dikmeyin. İçine kakaoyu ve tarçını atıp şöyle bi karıştırın ve bi 5 dakika bekleyin. Baharatlar dibe çöksün, aromalar birbirine bi geçsin iyice. Burada en önemli şey <strong>sabır</strong> valla. Eskiden demlik dibinde kalan çayla pasta yapardık hatırlar mısınız, şimdi kahveyi baharatla şifaya çeviriyoruz işte. Tadı o kadar dengeli oluyor ki "ben şekersiz hayatta içemem" diyen bile bayıla bayıla içiyor bunu, denemesi bedava.</p>

<h3>Aman Dikkat - Kimler Bu Karışımdan Uzak Durmalı?</h3>

<p>Tabii her şeyin bi ayarı var, kaş yaparken göz çıkarmayalım. Bu karışım metabolizmayı <strong>fişek gibi</strong> hızlandırıyor ama tansiyonu olanlar ya da <strong>hamileler</strong> mutlaka bi doktora danışsın derim. Kafein ve baharatlar bi araya gelince vücudu biraz zorlayabilir ztn. Günde bir fincan içmek yeterli de artıyor bile. Öyle "çok içeyim de çabuk zayıflayayım" derseniz vücudunuzu boş yere yormuş olursunuz. Eğer düzenli içerseniz zaten o inatçı kiloların nasıl yavaş yavaş gittiğini kendi gözünüzle göreceksiniz valla.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mutfaktaki malzemelerle böyle küçük numaralar yapmak her zaman hayat kurtarır. Hem doğal hem de insanın içini ısıtıyor şu kış günlerinde. Denemekten zarar gelmez ama dediğim gibi, <strong>tansiyon hastaları</strong> ve kronik rahatsızlığı olanlar bi dikkatli olsun her ihtimale karşı!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/kahve-keyfiniz-yag-yakma-seansina-donussun-fincana-atilan-o-iki-sey-ezber-bozuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 20 Jan 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2025/02/goruntu-203.jpeg" type="image/jpeg" length="20722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kıbrıs Tüp Bebek: Modern Yaklaşımlar ile Güven Veren Bir Süreç]]></title>
      <link>https://www.sondakika-24.com/kibris-tup-bebek-modern-yaklasimlar-ile-guven-veren-bir-surec</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.sondakika-24.com/kibris-tup-bebek-modern-yaklasimlar-ile-guven-veren-bir-surec" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Tüp Bebek: Modern Yaklaşımlar ile Güven Veren Bir Süreç]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Çocuk sahibi olma isteği, birçok çift için hayatın en özel hayallerinden biridir. Günümüzde modern tıbbın sunduğu yardımcı üreme teknikleri sayesinde bu hayal, farklı nedenlerle doğal yollarla gerçekleşemediğinde dahi umut olmaya devam etmektedir. Bu alanda öne çıkan destinasyonlardan biri olan Kıbrıs, gelişmiş tüp bebek uygulamaları, güçlü teknolojik altyapısı ve hasta odaklı yaklaşımıyla dikkat çekmektedir. Kıbrıs tüp bebek tedavileri, yalnızca teknik bir uygulama olarak değil; planlama, bilgilendirme ve güven duygusu üzerine inşa edilen kapsamlı bir süreç olarak ele alınmaktadır.<br />
Kıbrıs’ta sunulan tüp bebek hizmetleri, uluslararası standartlar doğrultusunda yürütülmekte ve her çiftin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir. Bu yaklaşım, sürecin daha anlaşılır, öngörülebilir ve kontrollü ilerlemesine katkı sağlamaktadır.</p>

<p></p>

<p><strong>Kıbrıs Tüp Bebek</strong><br />
<a href="https://www.drhit.com/" rel="dofollow">Kıbrıs tüp bebek</a>, doğal yollarla gebelik elde edemeyen çiftler için uygulanan modern yardımcı üreme tekniklerini kapsayan bir tedavi sürecidir. Bu süreçte amaç, güncel bilimsel gelişmelerden ve teknolojik imkanlardan faydalanarak gebelik şansını artırmak ve süreci daha planlı bir şekilde yürütmektir. <strong>Dr. Halil İbrahim Tekin</strong> yaklaşımında da olduğu gibi Kıbrıs’ta sunulan tüp bebek uygulamaları, her bireyin veya çiftin beklentileri dikkate alınarak kişiye özel olarak planlanır.<br />
DrHit Gelişmiş laboratuvar imkanları ve modern tıbbi cihazlar sayesinde, tüp bebek sürecinin her aşaması titizlikle yürütülür. Yumurta donasyonu, sperm donasyonu, embriyo donasyonu ve genetik tarama (PGT) gibi ileri üreme tekniklerinin güvenli koşullarda uygulanabilmesi, <strong>Dr. Halil İbrahim Tekin</strong> değerlendirmelerinde de öne çıkan Kıbrıs tüp bebeğin tercih edilme nedenleri arasında önemli bir yer tutar. Bu yöntemler, tamamen bilgilendirme ve planlama esasına dayalı olarak değerlendirilir.<br />
Kıbrıs tüp bebek sürecinde yalnızca tıbbi başarı değil, aynı zamanda çiftlerin süreci anlayarak ve kendilerini güvende hissederek ilerlemesi de hedeflenir. Düzenli bilgilendirme, şeffaf iletişim ve kişiye özel yaklaşım, sürecin daha sakin ve kontrollü geçmesine katkı sağlar. Bu yönüyle Kıbrıs tüp bebek, birçok çift için yalnızca bir tedavi değil, aynı zamanda bilinçli bir yolculuk anlamı taşır.</p>

<p><strong>Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi</strong><br />
<a href="https://amerikantupbebek.com/" rel="dofollow">Kıbrıs tüp bebek</a> merkezinde, bu tedavilerin profesyonel şekilde yürütüldüğü, yüksek teknolojiye sahip klinikleri ifade eder. Bu merkezlerde görev alan uzman ekipler, süreci yalnızca teknik bir uygulama olarak değil; aynı zamanda insani bir bakış açısıyla ele alır. Tedavi öncesinde yapılan detaylı değerlendirmeler, sürecin daha planlı ve kontrollü ilerlemesine yardımcı olur.<br />
Modern laboratuvar altyapısı ve deneyimli embriyologlar sayesinde en güncel uygulamalar hayata geçirilir. Kıbrıs tüp bebek merkezlerinde, her aşama önceden planlanır ve çiftlere süreç hakkında düzenli bilgi verilir. Bu şeffaf yaklaşım, <strong>Dr. Halil İbrahim Tekin</strong> tarafından da vurgulandığı üzere sürece dair belirsizlikleri azaltarak çiftlerin kendilerini daha rahat hissetmelerini sağlar.<br />
Hasta gizliliği, konfor ve bireysel ilgi, Kıbrıs tüp bebek merkezlerinin öne çıkan özellikleri arasında yer alır. Merkezlerde sunulan kişiye özel yaklaşım sayesinde, her çiftin beklentileri ve ihtiyaçları dikkate alınır. Geniş donör seçenekleri ve esnek uygulamalar, farklı durumlar için alternatif çözümler sunulmasına olanak tanır. Bu da Kıbrıs’ı tüp bebek alanında tercih edilen merkezlerden biri haline getirir.</p>

<p><strong>Kıbrıs Tüp Bebek Fiyatları</strong><br />
<a href="https://www.drhit.com/2026-tup-bebek-fiyatlari-ve-tedavi-sureci/" rel="dofollow">Kıbrıs tüp bebek fiyatları</a>, birçok farklı faktöre bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Uygulanacak tedavi yöntemi, donör ihtiyacı, kullanılan teknolojiler, ilaçlar ve ek laboratuvar işlemleri, fiyatların belirlenmesinde etkili olan unsurlar arasında yer alır. Bu nedenle sürece başlamadan önce fiyatlar hakkında detaylı bilgi almak, daha sağlıklı bir planlama yapılmasını sağlar.<br />
Şeffaf bilgilendirme ve danışmanlık süreci, çiftlerin hem maddi hem de manevi açıdan sürece daha bilinçli başlamasına yardımcı olur. Kıbrıs’ta hizmet veren tüp bebek merkezleri, genellikle tedavi öncesinde kapsamlı bir bilgilendirme yaparak sürecin tüm detaylarını paylaşır. Bu yaklaşım, beklentilerin netleşmesine ve sürecin daha kontrollü ilerlemesine katkı sağlar.<br />
Kıbrıs tüp bebek fiyatları hakkında bilgi sahibi olmak, yalnızca bütçe planlaması açısından değil; aynı zamanda sürecin genel yapısını anlamak açısından da önemlidir. Böylece çiftler, sürece daha hazırlıklı ve bilinçli bir şekilde adım atabilir.</p>

<p></p>

<p><strong>Neden Kıbrıs Tüp Bebek Merkezleri Tercih Ediliyor?</strong><br />
Kıbrıs tüp bebek merkezlerinin tercih edilmesinde birçok önemli etken bulunmaktadır. Bunlar arasında:<br />
• Yüksek başarı oranları<br />
• Uluslararası standartlarda hizmet anlayışı<br />
• Gelişmiş laboratuvar ve teknolojik altyapı<br />
• Esnek uygulamalar ve geniş donör seçenekleri<br />
• Kişiye özel ve hasta odaklı süreç yönetimi</p>

<p>Bu avantajlar, Kıbrıs’ı tüp bebek alanında dünya genelinde öne çıkan destinasyonlardan biri haline getirmektedir. Özellikle bilgilendirici yaklaşım ve şeffaf süreç yönetimi, çiftlerin kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olur.<br />
Kıbrıs tüp bebek, modern tıbbın sunduğu ileri imkanlar ile çocuk sahibi olma hayalini gerçekleştirmek isteyen çiftler için güvenilir, planlı ve bilgilendirici bir seçenek sunmaktadır. Doğru merkezle yapılan planlama, düzenli bilgilendirme ve uzman yaklaşımı sayesinde süreç daha konforlu, öngörülebilir ve kontrollü bir hale gelir. Kıbrıs’ta sunulan bu hizmetler, birçok çift için umut dolu yeni bir başlangıç anlamına gelmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<h3></h3>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.sondakika-24.com/kibris-tup-bebek-modern-yaklasimlar-ile-guven-veren-bir-surec</guid>
      <pubDate>Sun, 18 Jan 2026 19:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://sondakika-24com.teimg.com/crop/1280x720/sondakika-24-com/uploads/2026/01/whatsapp-image-2026-01-14-at-131749.jpeg" type="image/jpeg" length="67217"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
