Okullar "Huzur Yuvası" Olmalı: Eğitimde Güvenlik Seferberliği Şart.

Abone Ol

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim yuvalarında yaşanan üzücü hadiseler, toplumun her kesiminde derin bir endişe yarattı. Bir gazeteci gözüyle, okulların sadece diplomaların verildiği yerler değil, evlatlarımızın en güvende hissetmesi gereken kaleler olduğunu biliyoruz.

Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan, şiddet ve silahlanma iddialarıyla gündeme gelen olaylar, eğitim camiasını ve velileri derin bir üzüntüye boğdu. Geleceğimizin teminatı olan çocukların okul kapısından adım attıkları andan itibaren tam bir güven içinde olmaları gerekirken, yaşanan bu güvenlik zafiyetleri "Neler oluyor?" sorusunu beraberinde getirdi.

Şiddet Değil, Sevgi Ekilmeli

Eğitim kurumları, sadece müfredatın işlendiği binalar değil; kardeşliğin, hoşgörünün ve kalemin gücünün öğretildiği merkezlerdir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi kadim şehirlerimizde, okul çevrelerinde artan riskler ve gençler arasındaki şiddet eğilimi, topyekûn bir toplumsal mücadeleyi zorunlu kılıyor. Uzmanlar, okullardaki güvenlik zafiyetlerinin sadece fiziki önlemlerle (kamera, güvenlik personeli vb.) değil, aynı zamanda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesiyle aşılabileceğini belirtiyor.

"Okulda Silah Değil, Kitap Olmalı"

Veliler ve sivil toplum kuruluşları, yaşanan olayların ardından yetkililere çağrıda bulunarak denetimlerin sıkılaştırılmasını talep ediyor. Bir çocuğun eline yakışan tek şeyin kalem ve kitap olduğu vurgulanırken, okul çevrelerindeki "silahlanma" gölgesinin derhal temizlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Çözüm İçin El Birliği

Eğitimde şiddetin önlenmesi için şu adımların atılması bekleniyor:

Sıkı Denetim: Okul girişlerinde ve çevresinde emniyet güçlerinin koordineli çalışması.
Psikososyal Destek: Öğrencilere yönelik öfke kontrolü ve akran zorbalığı eğitimlerinin artırılması.
Aile Katılımı: Ailelerin, çocuklarının sosyal çevrelerini ve dijital dünyadaki alışkanlıklarını daha yakından takip etmesi.

Eğitimde şiddete karşı eğilmez bir kalemle durmak, sadece bir meslek borcu değil, bu topluma olan vicdan borcumuzdur. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yitirilen huzurun, devletin kararlı adımları ve bizlerin sağduyusuyla yeniden tesis edileceğine inanıyoruz.
Çocuklarımız helal olsun değil, geleceğe umut olsun.
Sevgi ve saygıyla kalın