Devlet 18 Yaşındadır: Emanet Kimsenin Tapulu Malı Değildir

Abone Ol


Son günlerde Mersin kulislerinde ve sosyal mecralarda bir "velvele" koparılmaya çalışılıyor. Yapılan bazı idari ve hukuki işlemleri doğrudan bir siyasi partiye, bir kurumsal kimliğe "operasyon" gibi yansıtmak, meseleyi asıl mecrasından saptırmaktan başka bir işe yaramaz.

Öncelikle şunu net bir şekilde ortaya koymak gerekir.
Mesele siyasi bir aidiyet meselesi değil, bir "emanet" meselesidir.

Belediyeler, halkın vergileriyle oluşan bütçeleri yöneten, kamu hizmeti üretmesi beklenen makamlardır. Bu makamlarda oturanların gömleği hangi renk olursa olsun, harcadıkları her kuruşun hesabı millete aittir. Eğer birileri, bir siyasi çatının altına sığınıp milletin parasını "çarçur" ediyorsa, o çatının ismine bakılmaksızın devletin denetim mekanizmalarının devreye girmesi en doğal süreçtir.

CHP’li Dostlarımıza ve Yetkililere Çağrı

Burada en büyük görev aslında CHP’nin kendi yetkililerine düşmektedir. Partinin kurumsal kimliğini, halk nezdindeki itibarını ve sosyal belediyecilik iddiasını korumak için; araya sızmış, halkın kaynaklarını kendi çıkarları için kullanan profilleri bizzat kendi bünyelerinde ayıklamaları gerekir.

Bir operasyonun hedefi CHP değil, "CHP'li görünüp" kişisel ikbal ve hırsızlık peşinde koşanlar olduğunda, buna en sert tepkiyi yine gerçek CHP’liler vermelidir. Çünkü dürüst siyasetçinin en büyük düşmanı, aynı safta görünüp heybesini dolduranlardır.

Devletin Hafızası Tazedir

Eskilerin deyimiyle; "Devlet her zaman 18 yaşındadır." Yani devlet gençtir, dinamiktir, olup biteni görür ve hafızası asla eskimez. Yapılan hiçbir usulsüzlük, hiçbir yanlış hesap sonsuza kadar gizli kalmaz. Bağdat'tan dönen o yanlış hesap, gün gelir adaletin terazisine takılır.

Ortalığı velveleye verip "siyasi mağduriyet" edebiyatı yapmak yerine, şeffaflığı savunmak zorundayız. Eğer bir yerde bir yolsuzluk, bir usulsüzlük varsa bunun üzerine gitmek devleti zayıflatmaz, aksine temiz bir toplumun önünü açar.

Sonuç olarak;
Halkın parası kutsaldır. Bu parayı korumak hem hukuki hem de ahlaki bir zorunluluktur. Kimse bulunduğu koltuğu veya arkasındaki siyasi gücü, milleti zarara uğratmak için bir kalkan olarak kullanmaya kalkmasın.

Saygı ve sevgilerimle...